MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM'deki grup toplantısında, küresel arenadaki karmaşık yapıyı ve özellikle Avrupa’nın içinde bulunduğu çalkantılı durumu mercek altına aldı. Konuşması, sadece mevcut politikaları değerlendirmekle kalmayıp, uzun vadeli stratejik hedeflere de işaret ederek dikkatleri üzerine çekti. Bahçeli, Avrupa Birliği’nin uzun yıllardır savunduğu ‘stratejik özerklik’ kavramının pratikte ne kadar gerçeğe uygun olduğunu sorgularken, transatlantik ilişkilerdeki temel sorunları da gündeme getirdi.
Toplantıda, ABD Başkanı Trump’ın ‘Patron benim’ açıklaması üzerine yapılan yorumlar, özellikle G7 zirvesi bağlamında büyük yankı uyandırdı. Bahçeli, bu sözü, Avrupa’nın Washington’a yönelik uzun süredir devam eden güven bağımlılığını ve güvenlik ihtiyaçlarını ortaya koyan bir ‘itiraf’ olarak değerlendirdi. Avrupa’nın, kendi savunma politikalarını ve siyasi mimarisini Washington’un etkisinden bağımsız hale getirme çabalarının ne kadar yetersiz kaldığını vurgularken, Türkiye’nin kendi kaderini tayin etme konusundaki kararlılığını da dile getirdi. Avrupa’nın, Türkiye’ye yönelik eleştirilerini ve yaptırım tehditlerini ise ‘tehdit ve terbiye imaları’ olarak nitelendirerek, bu yaklaşımın Türkiye’nin ulusal çıkarlarını ne kadar saptırdığını savundu.
Bahçeli’nin konuşmasının en dikkat çekici noktalarından biri, Avrupa Parlamentosu’nun 2025 yılı Türkiye raporunu eleştirirken kullandığı dil oldu. Raporun, ‘eğri cetvelle çizilmiş bir metin’ olduğunu ve Avrupa’nın Türkiye’yi şekillendirme çabasının ne kadar imkansız olduğunu gösterdiğini vurguladı. Ayrıca, Türk yargısının Brüksel raporlarına göre karar verme yeteneğinin olmadığını, bu durumun Türkiye’nin kendi iç dinamiklerini ve milli çıkarlarını ne kadar zedelediğini de belirterek, ulusal egemenliğe ve bağımsızlığa dikkat çekti. Lübnan’daki güvenlik durumuyla ilgili de çağrışımlar yaparak, uluslararası toplumun da bölgedeki istikrarı desteklemesi gerektiğini vurguladı.
Son olarak, Bahçeli, Lübnan’da kalıcı bir ateşkesin sağlanması, mutabakat zaptının harfiyen uygulanması ve Hürmüz Boğazı’nda güvenli geçişin kesintisiz devam etmesi gerektiğini hatırlatarak, uluslararası arenadaki barış ve güven ortamının tesis edilmesi için atılması gereken adımları işaret etti. Toplantı, Bahçeli’nin uluslararası politikadaki değerlendirmelerini ve Türkiye’nin bu arenadaki konumunu güçlendirme stratejilerini belirlemeye yönelik önemli bir platform oluşturdu.