Türkiye’nin gündemine bomba gibi düşen Sarıgül ailesi soruşturması, gazeteci Murat Ağırel’in tutukluluğuyla birlikte yeni boyutlar kazanıyor. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan Ağırel’in ifadesi, soruşturmanın karmaşıklığını ve farklı aktörlerin rolünü anlamak için kritik bir kaynak oluşturuyor. Ağırel, bu süreçte yaşadıklarını, yaptığı ve yapmadığına dair açıklamalarıyla soruşturmanın merkezindeki noktaları sorgulamaya açıyor.

İfade, Ağırel’in “Belgesiz, doğrulanmamış haberi yapmam, yapmadım” şeklinde başladığı, ardından Sarıgüllere yanıt hakkı vereceğini belirttiği ilk ifadelerle başlıyor. Ağırel, “Bu dosyanın olsa olsa tanığı olurum” diyerek, suç örgütü kurmak veya örgüte üye olmakla suçlanması karşısında şaşketiğini dile getiriyor. Olayın merkezinde yer alan Sinan Çampınar’ın iddiaları ve Kaı Precat’ın rolü, Ağırel’in ifadelerinde detaylı bir şekilde yer alıyor.

Ağırel’in ifadesinde, Almanya’da Gökçeklerin satın aldığı gayrimenkulleri araştırırken ilk kez Sinan Çampınar’ı tanıyıp, avukat aracılığıyla Çampınar’dan bilgi alması ve Osman Gökçek ile 150-200 milyon euro aralığında bir yatırım yaptığına dair iddialar ortaya atılıyor. Ancak Ağırel, avukatın anlattıklarını mantıklı bulmadığını, özellikle de belge taleplerine rağmen somut kanıtlar elde edemediğini vurguluyor. Bu durum, soruşturmanın hangi noktada bir tıkanıklık yaşadığını gösteriyor.

Ağırel’in ifadesinde ayrıca, FETÖ’nün tetikçiliğini yapan kişilerin hakkında itibar suikastı yaparak tutuklanması için kampanya başlatması ve ardından Sinan Çampınar’ın Almanya kodlu numaradan kendisini arayarak gönderdiği video, ses kaydı ve ekran görüntüleri yer alıyor. Çampınar’ın tacizlerinin devam etmesi ve belge taleplerinin ısrarla reddedilmesi, Ağırel’in ifade sürecinde önemli bir yer tutuyor. Son olarak, Sinan Çampınar’ın Alman ortaklarıyla Türkiye’ye gelerek Ağırel ile görüşmek istemesi ve belgelere ulaşma talebi, soruşturmanın karmaşıklığını ve farklı aktörlerin yer aldığı entrika zincirini gözler önüne seriyor.