Isparta’nın Atabey ilçesinde, belediye kasasından yapılan tartışmalı harcamalar, siyasi bir yangına benziyor. Eski ve mevcut AKP’li belediye başkanları Tevfik Atasoy ve Serdar Pehlivan’ın, kişisel ihtiyaçlarını karşılamak için belediye bütçesinden 476 farklı harcama yaptığı iddiaları, adeta bir şok dalgası yaratırken, hukuki süreçte de çarpıcı ayrıntılar ortaya çıkıyor. Bu durum, sadece mali disiplin sorununu değil, aynı zamanda yerel yönetimlerdeki siyasi güç dinamiklerini de gözler önüne seriyor.
Savcılığın açtığı zimmet davası sürecinde, belediyenin Ertokuş Hazır Beton şirketinin kasasından yapılan harcamaların, iki başkan tarafından kişisel amaçlarla kullanıldığı iddia ediliyor. Bu iddialar, seçmenlerin tepkisine yol açarken, seçim sonuçları da dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. 2019’da yüzde 56 oy farkıyla seçimi kazanan Tevfik Atasoy’un, bir sonraki seçimde Serdar Pehlivan’a karşı büyük bir deste almaması, seçmenlerin bu konudaki hassasiyetini gösteriyor. Seçimlerde, AKP’nin oylarının MHP, CHP ve Yeniden Refah Partisi gibi diğer siyasi aktörler arasında paylaşıldığı görülüyor, bu durum da yerel siyasetin karmaşıklığını ortaya koyuyor.
Serdar Pehlivan, yaptığı harcamaların ‘örf ve adet’ çerçevesinde gerçekleştiğini savunarak, Ankara’daki resmi kurumlarla ve şirketlerin ticari ilişkilerindeki harcamaların, “ticari ve sosyal hayatın öngördüğü örf adet gelenek harcaması” olduğunu iddia etti. Ancak bu savunmalar, savcılığın iddialarıyla çelişiyor ve hukuki süreçte daha fazla sorgulanmaya açık hale getiriyor. Vakko, Karaca ve Lacoste gibi lüks markaların kıyafetleri, güneş gözlükleri, bilgisayar, tost makinesi, ayakkabılar ve çeşitli teknolojik aletlerin yanı sıra, restoran faturaları ve iller arası seyahat masrafları da bu tartışmalı harcamalar arasında yer alıyor.
Bu olay, sadece mali idarenin kötüye kullanımını değil, aynı zamanda yerel yönetimlerdeki siyasi korumacılığı da simgelediği düşünüldüğünde, büyük bir tartışma konusu haline geldi. Isparta’nın Atabey ilçesinde 6.500 nüfus bulunurken, seçmenlerin tercihleri, AKP’nin yerel siyasetteki gücünün sorgulanmasına neden oldu. Bu süreçte, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin ne kadar önemli olduğu bir kez daha gözden geçiriliyor ve yerel yönetimlerdeki denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.”} att: