İstanbul'un kıyı bölgelerini etkisi altına alan şiddetli yağışlar, şehir hayatını derinden sarsan ve binlerce binayı hasar bırakan devasa bir sel felaketiyle sonuçlandı. Kocaeli, İzmit ve Yalova gibi illere yayılan bu afet, sadece yapısal hasarlarla sınırlı kalmayarak, ekonomik faaliyetlerde aksama ve yüzlerce aracın sular altında kalmasına neden oldu. Felaketin ardından, ortaya çıkan devasa maliyetler ve sigorta şirketlerinin karşı karşıya kaldığı zorlu durum, Türkiye'nin afet risklerine karşı hazırlıklı olma konusundaki eksikliklerini acil bir şekilde gözden geçirmesini sağladı. Özellikle, sigorta sektöründe yaşanan koruma açığı, konunun hassasiyetini daha da artırmakta.
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) tarafından hazırlanan “Sel ve Su Baskınları Sonrasında Hasar Rehberi” gibi kapsamlı kaynaklar, afet sonrası hızlı ve etkili bir müdahalenin önemini vurguluyor. Rehber, konut sigortasında teminat kapsamının kritik rolünü, hasar bildirimlerinin zamanında yapılması, zararların detaylı bir şekilde belgelenmesi ve koruyucu önlemlerin alınması gibi hususlara odaklanarak, afet durumunda vatandaşların ve işletmelerin doğru adımları atmasını sağlıyor. Ancak, rehberin sunduğu bilgiler, temel sorunun çözülmediğini gösteriyor: Birçok ailenin ve işletmenin, sel felaketleri gibi beklenmedik durumlara karşı yeterli bir sigorta güvencesine sahip olmaması.
Sektör temsilcilerinin yaptığı tahminler, sigortaya yüklenen maliyetin 400 milyon doları aşabileceğini gösteriyor. Bu durum, sigorta şirketlerinin finansal açıdan ciddi zorluklarla karşılaşmasına ve gelecekteki benzer olaylara karşı daha hazırlıklı olmalarını gerektiriyor. Bu noktada, 5 yıldır TBMM'de görüşmelerini tamamlayamayan ve hayata geçirilmesini bekleyen Zorunlu Afet Sigortası (ZAS) projesi, acil bir çözüm olarak öne çıkıyor. ZAS'ın hayata geçirilmesi, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin ve bireylerin afet risklerine karşı korunmasını sağlayarak, ekonomik kayıpların önüne geçilmesine yardımcı olabilir.
Sigorta şirketleri ve uzmanlar, İstanbul gibi büyük şehirlerdeki düşük sigortalılık oranlarının, gelecekteki afetlerde daha büyük ekonomik kayıplara yol açabileceği konusunda uyarıyor. Quick Sigorta Genel Müdürü Eyüp Özsoy, İstanbul’daki sigortalılık oranlarının artırılması gerektiğini vurgularken, AXA Sigorta Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, hasar değerlendirmelerinde fiziksel hasarın yanı sıra faaliyet kesintilerini ve toparlanma sürecini de dikkate almanın önemini belirtiyor. Neova Sigorta Hasar ve Hukuk Genel Müdürü Abdullah Samet Meşe ise mevcut poliçelerin sel ve su baskınlarından kaynaklanan zararları karşılayabildiğini, ancak sigortalılık oranlarının artırılması gerektiğini vurguluyor. Bu durum, Türkiye'nin afet risklerine karşı daha dirençli bir hale gelmesi için ZAS gibi kapsamlı bir çözümün hayata geçirilmesinin kritik önemini ortaya koyuyor.”}p>”