Türkiye'deki bazı bireyler, Azerbaycan makamları tarafından uluslararası düzeyde arananlar listesine alındı. Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcılığı'nın aldığı gıyabi tutuklama kararları, Türkiye'deki siyaset sahnesinde yankı uyandırdı. Bu durum, iki ülke arasındaki hassasiyetli ilişkilere yeni bir boyut ekliyor ve gelecekteki diplomatik manevralar için potansiyel riskler barındırıyor. Soruşturmanın temelleri, sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar ve diplomatik temsilcilik önündeki protestolarla ilgili olarak şekilleniyor.
Söz konusu kişiler arasında Rıdvan Kaya, Zekeriya Ceran, Fatih Tezcan, Ahmet Şanlı, Fahrettin Taşkaya Saral, Abdurrahman Tumer ve Alparslan Tanrıkulu isimleri yer alıyor. Azerbaycan Ceza Kanunu'nun 281.2, 283.2.1 ve 167-3.1 maddeleri kapsamında suçlanan bu bireyler, iktidarın zorla ele geçirilmesine yönelik alıntıların yapılması, şiddet içeren dini nefret söylemlerinin teşvik edilmesi ve aşırıcılık yanlısı materyallerin yayılması gibi suçlamalarla karşı karşıya bulunuyor. Başsavcılık, soruşturmanın devam ettiğini ve uluslararası iş birliği mekanizmalarının etkin bir şekilde kullanıldığını vurguladı.
Durumun karmaşıklığına dikkat çeken uzmanlar, bu gelişmelerin Ankara-Bakü hattındaki gerilimi daha da artırma potansiyeline sahip olduğunu belirtiyor. Özellikle, Azerbaycan'da başörtülü öğrencilerin okullara alınmamasına yönelik tartışmaların, Türkiye'deki bazı siyasi çevrelerde tepkiye neden olması, konunun hassasiyetini daha da yükseltiyor. Yeni Azerbaycan Partisi (YAP) liderliğindeki iktidar, Türkiye'deki iktidar çevrelerinin Azerbaycan'ın iç işlerine müdahalesi karşısında sert tepkiler vererek, AKP'yi bu