Antalya'da, hukuk sistemine duyulan güvenin istismarına ilişkin şok bir olay ortaya çıktı. Kendisini Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak tanıtan E.G. ve yanında bulunan iki şüpheli, farklı mağdurlardan toplam 1 milyon 829 bin lira değerinde para talep ettiği iddiasıyla gözaltına alındı. Bu durum, sahtecilik yöntemlerinin ne kadar sofistike olabileceğini ve hukukun itibarının nasıl bir araç olarak kullanılabileceğini gözler önüne seriyor.
Olay, araç kiralama şirketi işleten H.Ç. tarafından polise bildirildi. H.Ç., E.G.'nin Finike'de bir gayrimenkul anlaşmazlığı davasını lehine sonuçlandıracağını vaat ederek 279 bin lira ödeme yaptığını iddia etti. Ancak, olay daha da karmaşık hale geldi. Şüpheliler, kararın bağlandığı gerekçesiyle dosyaya bakan hakimlere, 1 milyon 500 bin lira daha talep ettiklerini bildirdi. Polis, şüphelilerin H.Ç.'yi ikna etmek amacıyla WhatsApp üzerinden gönderdiği, ‘Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’ başlıklı sahte karar metnini ele geçirerek soruşturmaya başlattı.
Soruşturma sonucunda, E.G., makam şoförü olarak tanıtılan S.G. ve A.G., mağdurları dolandırdığı tespit edildi. Şüpheliler, aynı yöntemle galericilik yapan A.G. (45) ve emekli polis memuru A.H.D.'den (51) de para aldıklarını ortaya çıktı. Bu sayede toplamda 3 farklı kişiden 1 milyon 829 bin lira değerinde para alındığı belirlendi. Olayla ilgili yapılan aramalarda, 4 cep telefonu ve SIM kart, 2 bilgisayar, 1400 lira ve çok sayıda sahte mahkeme kararı ele geçirildi. Dijital materyaller ve belgelere el konulması, soruşturmanın kapsamını daha da genişletti.
Şüpheliler, ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçlamasıyla emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilecek. Bu olay, hukukun itibarını koruma ve sahteciliğe karşı daha dikkatli olma konusunda önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Olay, aynı zamanda sahtecilik yöntemlerinin ne kadar karmaşık ve sofistike olabileceğini de gözler önüne seriyor. Bu tür suçlarla mücadelede, teknolojik gelişmelerin de kullanılması gerektiğini vurguluyor.