Londra, bu kritik kararın, iki devletli çözüm hevesinin acımasız bir şekilde ortadan kaldırılmasına giden yolda önemli bir adım olduğunu vurguluyor. Dışişleri Bakanı Ed Miliband, işgalci İsrail'in, işgal altındaki Doğu Kudüs'ün doğusundaki Filistin topraklarının gasbedilerek kurulması amacıyla açılan yasa dışı E1 yerleşim projesi ihaleye katılmayı düşünen tüm gruplara yönelik açık bir uyarı yayınladı. Bu eylemin, uluslararası hukukun ve insan haklarına saygı ilkesinin açık bir ihlali olarak değerlendirildiğini belirtti.

Miliband'ın açıklaması, İngiliz hükümetinin, E1 gibi yasa dışı yerleşim yerlerinin inşaatına yönelik faaliyetlerde bulunan herkesin ve her kuruluşun karşı karşıya kalabileceği ciddi sonuçları vurguluyor. Yeni getirilen yetkiler, işletmelerin ve bireylerin, bu tür projelerde teklif vermesini engelleyebilecek bir denetim mekanizması kuruyor. Hükümet, bu tür girişimlerin, uluslararası hukukun ihlaline yol açabileceği ve ilgili taraflar için ciddi hukuki ve itibar zedeleme riskleri taşıdığı konusunda uyarılarda bulundu. Bu yaklaşım, İngiltere'nin, işgal altındaki Filistin topraklarının korunması ve iki devletli çözümün desteklenmesi konusundaki kararlılığını gösteriyor.

Bu durum, özellikle Batı Şeria'da artan şiddet ve yerleşim faaliyetleri bağlamında daha da önem kazanıyor. İngiliz hükümeti, işgalci İsrail'in, Filistinlileri yerinden etme politikalarını ve hukuka aykırı işgali sürdürmesini kınarken, son dönemde Fransa, Belçika, Polonya, bir Katolik Kilisesi temsilcisi ve bir ABD'li gazeteciye yönelik saldırıları da eleştirerek, bu tür eylemlerin, barış sürecine ve insan haklarına yönelik ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Bu durum, İngiltere'nin, uluslararası toplumun ortak değerlerine ve insan haklarına saygı gösteren bir yaklaşımı sürdürme konusundaki taahhüdünü pekiştiriyor.

İngiliz hükümetinin bu adımları, yalnızca E1 projesi için değil, aynı zamanda işgalci İsrail'in, Filistinlileri yerinden etme politikalarının ve hukuka aykırı işgaliyle ilgili tüm faaliyetlerine karşı bir duruş sergileme çabası olarak yorumlanabilir. Bu kararın, uluslararası arenada İngiltere'nin, iki devletli çözüm mücadelesine desteğini ve işgal altındaki Filistin topraklarının korunması için atılacak adımları destekleme konusundaki kararlılığını da güçlendirdiği düşünülüyor. İngiliz halkının, bu tür yasa dışı yerleşim yerlerinin inşasını desteklememe konusundaki desteği, hükümetin bu konuda daha da sert bir tutum sergilemesine zemin hazırlıyor.