İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, önemli bir toplumsal etkinliğe katılarak Türkiye’nin geleceğine dair önemli mesajlar verdi. Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde gerçekleştirilen, ‘Muharrem Ayı oruç açma ve lokma paylaşımı’ programı, sadece bir dini ritüel olmanın ötesinde, ülkenin ruhuna dokunan derin anlamlar barındırıyordu. Bakan Çiftçi, bu anlamlı buluşmada, Türkiye Yürüyüşü’nün temel ilkelerini ve değerlerini vurgulayarak, vatandaşların gönüllerine dokunacak bir gelecek inşa etme hedefinin önemini ilkin etti.
Programın merkezinde, Muharrem ayının, vicdanı terbiye etme ve insan sevgisini pekiştirme fırsatı sunduğu vurgulandı. Bakan Çiftçi, “Mah-ı Muharrem, yalnızca oruç tutmanın ve lokma paylaşmanın ötesinde, insanın iç alemine dönerek, nefsin hesaba çekildiği, vicdanın derinleştiği bir vakittir” diyerek, bu ayın insanlığa sunduğu bu benzersiz fırsatı hatırlattı. Aynı zamanda, Türkiye Yürüyüşü’nün, tüm toplumu ortak bir amaç etrafında birleştirme potansiyelini de ön plana çıkardı.
Konuşmasında, Kerbela’daki şehitlerin ve onların mirasının önemine özellikle dikkat çekildi. İçişleri Bakanı, “Fırat’ın kıyısında susuz bırakılan, iki cihan serveri efendimizin gözünün nuru, cennet gençlerinin efendisi Hazreti Hüseyin Efendimiz ve 72 yârânı, asırlardır sönmeyen bir duruşu, tükenmeyen bir ezhet ve hak uğruna ödenen en yüce bedelin şerefini bizlere miras bırakmıştır” diyerek, bu önemli tarihi ve dini dönemin, Türkiye’nin değerlerini şekillendirmede ne kadar kritik olduğunu vurguladı. Şehitlerin mirası, yalnızca bir anı olarak kalmakla değil, aynı zamanda günümüzdeki toplumsal sorunlara çözüm ararken de yol gösterici olmalıydı.
Bakan Çiftçi, aynı zamanda, Anadolu’nun tarihsel ve kültürel zenginliğini, farklı inanç ve kültürlere ev sahipliği yapma kapasitesini de öne sürdü. “Bu aziz vatan; Alevi’siyle, Sünni’siyle, Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Çerkez’iyle, aynı gök kubbenin altında kader birliği yapmış büyük bir milletin yurdudur” diyerek, Türkiye’nin ulusal birliğini ve beraberliğini güçlendirmenin önemini vurguladı. Son olarak, “Türkiye Yürüyüşü’nü her vatandaşımızın gönlüne dokunarak inşa edeceğiz” diyerek, bu vizyonu ve hedefi net bir şekilde ortaya koydu. Bu, sadece bir slogan değil, aynı zamanda, Türkiye’nin geleceğine dair inanan herkesin ortak sorumluluğu anlamına geliyordu.”}çıkartısı:{