Türkiye’nin medya manzarası, son dönemde beklenmedik ve düşündürücü olaylarla şekilleniyor. SÖZCÜ yazarı ve uzun yıllı mesleki geçmişe sahip Emin Çölaşan, bu durumu Bala Ateş Irmak ile yaptığı bir sohbet sırasında değerlendirirken, çarpıcı tespitler ve endişeli ifadeler kullandı. Ülke genelindeki medya ortamındaki değişimleri ve bu değişimin getirdiği sonuçları tartışırken, ‘Türkiye sürprizler ülkesine dönüştü’ yorumu dikkat çekti.
Çölaşan, Halk TV’ye kayyum atanması gibi olayları, sadece bu kanalda değil, tüm medya kuruluşları için bir uyarı işareti olarak gördü. Televizyonlardan gazetelere kadar uzanan bu manzara, ifade özgürlüğünün sınırlandırılması ve farklı düşüncelerin bastırılması yönünde endişe yaratıyor. Gazetecilik mesleğinin, özgürce soru sorma ve yazı yazma hakkını koruma sorumluluğu taşıdığını vurgularken, bu hakkın giderek azalması, demokrasi için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Özellikle, ‘her sabah kalkınca ‘vay be bu da mı oldu?’’ diyerek yaşadığı şaşkınlığı dile getirdi.
Sohbetin ilerleyen bölümünde, SÖZCÜ GRUBU’nun benzersiz yapısına dikkat çekildi. Grup patronu Burak Akbay’ın, Türkiye’de gazeteci olan tek gazete patronu olduğu ve ailesinin uzun yıllardır gazetecilikle geçmişi olduğu vurgulandı. Bu durum, medya sektöründe yerli ve özgün bir değerin korunmasına katkı sağlıyor. Ancak, diğer medya kuruluşlarının çoğunun, dışarıdan gelen iş adamları veya holding sahipleri tarafından yönetilmesi, sektörün geleceği açısından soru işaretleri yaratıyor. Medya, günümüzde iş adamlarına emanet edilmiş durumda ve bu durumun, ifade özgürlüğünü nasıl etkileyeceği belirsiz.
<Çölaşan, özgürce ifade hakkının engellenmesinin en önemli sonuçlarından birinin, ‘oto sansür’ uygulaması olduğunu belirterek, bu durumun gazeteciler üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti. Kendisinin de her gün yazılarının üzerinde titizlikle çalıştığını, hatta bazı cümleleri defalarca okuduğunu belirterek, ‘başımıza bir iş gelmesin’ endişesini dile getirdi. Özellikle, bir gazeteci arkadaşın, ‘cuma günü önemli bir bakanın istifa etmesi bekleniyor’ şeklinde sadece yedi kelimeyle bir haber yazmasının ardından tutuklanması, ifade özgürlüğünün ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne serdi. Bu tür olaylar, gazetecilerin özgürce düşüncelerini ve fikirlerini ifade etme imkanını kısıtlayarak, demokrasinin temel taşlarından birini zedeledi.