Türkiye’nin kamu harcamalarının şeffaflığını ve hesap verebilirliğini sağlama misyonunu üstlenen Sayıştay, son dönemde yayınladığı raporlarla büyük bir dikkat odağı haline geldi. Özellikle üniversitelerdeki tespitler, kamuoyunda şaşkınlık ve tepki uyandırmış durumda. Raporların temel amacı, kamu kaynaklarının doğru ve etkili bir şekilde kullanılıp kullanılmadığını belirlemek olsa da, bu seferki bulgular, anayasal ilkelerle çelişen ve kamu hizmeti anlayışına aykırı bazı uygulamaları ortaya koyuyor. Bu durum, denetimin etkinliği ve mali kontrol süreçlerinin yeniden sorgulanmasına neden oluyor.
En çarpıcı tespitler, Mersin Üniversitesi’nin raporunda yer aldı. Üniversite hastanesinin, anayasanın eşitlik ilkesine aykırı bir şekilde botoks randevuları verdiği belirtildi. Raporda, hastanedeki botoks taleplerinin, ‘kanun önünde eşitlik’ ve ‘Tarafsızlık’ ilkeleriyle bağdaşmaması vurgulandı. Hastanede ilk kez botoks talebinde bulunan hastaların, rutin takipleri olan hastalarla aynı gün işleme alınırken, benzer durumdaki diğer hastaların 4 aya varan sürelerle beklemesi tespit edildi. Bu durum, sağlık hizmetlerine erişimde keyfiliğin ve ayrımcılığın yaşanıp yaşanmadığının araştırılması için bir sinyal olarak yorumlanıyor. Rapor, kamu hizmetinin temel prensiplerine uygun bir şekilde sunulup sunulmadığını sorguluyor.
Sayıştay’ın Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’ndeki diğer önemli tespitleri de dikkat çekiyor. Üniversite yönetimi, kamu binalarındaki enerji tasarrufuyla ilgili genelgeye uymamış, binalarda iç ortam sıcaklığının belirlenen aralıklar dışında tutulmasına neden olmuş. Bu durum, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik ilkelerine aykırı bir davranışı temsil ediyor. Rapor, benzer durumların tekrar yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınması gerektiğini vurguluyor. Bu tür tespitler, kamu kurumlarının mevzuata uyumunu ve hesap verebilirliğini artırma çabalarına katkı sağlıyor.