Galatasaray Meydanı, her Cumartesi olduğu gibi, bir kez daha kayıp annelerinin sessiz direnişinin ve adalete olan umudunun simgesi oldu. 1995'ten beri bu meydanda, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormaya devam eden Cumartesi Anneleri, bugün 1125. haftalarını geçirirken, 31 yıl önce evinden koparılan Fehmi Tosun’un dosyasını yeniden gündeme getirdi. Meydandaki barikatlar, annelerin çığlıklarını ve arayışlarını bir kez daha duyulabilir kıldı.
Annelere yakışır bir şekilde, ellerinde kayıplarının fotoğrafları ve anlamlı çiçekler taşıyarak eylemlerine devam eden Cumartesi Anneleri, 31 yıldır süren bu mücadelede, sadece Fehmi Tosun’un akıbetini öğrenmek istemiyorlardı. Aynı zamanda, yıllardır dile getirdikleri faillerin yargılanması ve adaletin yerini bulması taleplerini bir kez daha yükseltiyorlardı. Eylemlerinin, sadece bir kayıp annesi ailesi için değil, Türkiye’nin insan hakları bilincine girmesi için de bir fırsat olduğunu vurguluyorlardı.
Bu haftanın eyleminde, Fehmi Tosun’un kaybolma hikayesi, 19 Ekim 1995’te Avcılar’daki evinde arkadaşıyla kahvaltı yaptığı, ardından silahlı ve sivil giyimli kişilerin onu zorla araca bindirip götürdüğü anlar üzerinden anlatıldı. Kayıp yakınlarının avukatlarından İkbal Eren, o gün yaşananların, Fehmi Tosun’un hayatını sonsuza dek değiştirdiğini ve ailesinin yaşadığı acının asla sona ermemesini ifade ettiğini belirtti. Eren, olayda tanıkların ve delillerin mevcut olduğunu, ancak yetkililerin gerçeği ortaya çıkarmaya yönelik adımlar atmadığını vurguladı.