Türkiye’nin üzüm üreticilerinin Avrupa pazarına açılma çabaları, son dönemde ciddi bir engellemeyle karşı karşıya. Bulgaristan Gıda Güvenliği Ajansı’nın (BFSA) açıklamaları, Türkiye’den gelen 14,1 ton sofralık üzümün, Avrupa sınırında pestisit kalıntıları nedeniyle geri çevrildiğini gösteriyor. Bu, üzüm sektöründe yaşanan sorunların sadece bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Son olarak eylül ayında da 53 tonu aşkın üzüm sevkiyatı Avrupa Birliği’ne girememişti. Bu durum, Türkiye’deki üzüm üreticilerinin ihracat hedeflerine ulaşmasını zorlaştırırken, aynı zamanda tüketici güvenini de sarsıyor. Tarım Yazarı Gazi Kutlu’ya göre, toplam 14 bin 100 kilogram üzümün Avrupa pazarına girmesi engellenmiş ve Bulgar makamları, sevkiyatın gönderici firmaya iade edileceğini duyurmuş. Ancak, hangi pestisitlerin tespit edildiği ve kalıntıların ne kadar aşıldığı konusunda kamuoyuna bilgi verilmemiş.
RASFF (Avrupa Yiyecek Güvenliği Yetkilileri Ağı) verilerine göre, 2020’den beri Türkiye’den kaynaklanan yaş üzüm, asma yaprağı ve kuru üzüm ürünleri hakkında 46 bildirim yapılmış. Bu bildirimlerin temel nedeni, ürünlerde tespit edilen pestisit kalıntıları olmuş. En sık karşılaşılan etken madde olan asetamiprid, 23 kayıtta yer alırken, ditiyokarbamatlar, azoksistrobin ve lambda-sihalotrin gibi diğer kimyasallar da çeşitli sayıda kayda sahipti. Bu durum, hem üreticiler hem de tüketiciler için ciddi bir endişe kaynağı oluşturuyor.
Üreticinin pazarlama ve fiyatlarla mücadele ettiği bir dönemde, üzüm sevkiyatlarının Avrupa’dan geri dönmesi sektördeki sıkıntıları daha da derinleştiriyor. Geçen yıl zirai don nedeniyle üzüm rekoltesinde ciddi bir düşüş yaşanırken, bu yıl 3,8 milyon tonluk bir üretim beklentisi bulunuyor. Ancak, üreticilerin gelirlerinin bu toparlanma ile orantılı olarak artmaması, durumun ciddiyetini gösteriyor. Pestisit kaynaklı iadeler, sektörün geleceği için bir risk oluştururken, denetimlerin artırılması ve caydırıcı cezaların uygulanması gerektiği vurgulanıyor. Üzüm, stratejik bir ürün olarak Türkiye’nin ihracat potansiyelini temsil ediyor ve bu nedenle, kalıntı sorununa yönelik çözüm bulmak hayati önem taşıyor.