Çanakkale'nin Biga ilçesinde, 25 Eylül 2026 tarihinde, İÇDAŞ Biga Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin iç mekanlarında, trajik bir olay zinciri zincirleme gelişerek büyük bir üzüntüye yol açtı. İddiaya göre, 15 yaşındaki M.D.Y., ders çalışma ortamında, sınıf arkadaşı Y.C.’nin üzerine bilinçsizce basarak, olayların başlangıç noktası oluşturdu. Bu beklenmedik durum, Y.C.’nin şiddete başlama nedenini tetikledi.

Olayın hemen ardından, Y.C., M.D.Y.’ye ani bir saldırı girişiminde bulundu. Bu ilk hareket, M.D.Y.’nin vücuduna ciddi zararlar vermeye başladı. Başını sıraya çarparak düşen M.D.Y., ardından Y.C. tarafından tekme ve yumruk saldırısına maruz kaldı. Bu şiddetli eylemler, M.D.Y.’nin hayatını derinden etkileyerek, okulun sağlık görevlileri tarafından acil müdahale yapılmasına neden oldu. Olay yerinde görevli nöbetçi öğretmen, durumu derhal sağlık ve güvenlik birimlerine bildirdi. Gelen sağlık ekipleri, M.D.Y.’nin durumunun kritik olduğunu belirterek, en yakın hastanelere sevkini sağladı.

M.D.Y., Biga Devlet Hastanesi’nde ilk müdahalesinin ardından Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Hastanesi’ne nakledildi. Burada yapılan detaylı incelemelerde, M.D.Y.’nin beyin kanaması geçirdiği ve organlarında ciddi hasarlar oluştuğu tespit edildi. Yoğun bakım ünitesinde 45 gün boyunca verilen tedavi sürecinde, M.D.Y.’nin yaşam döngüsü tehlikede kaldı. Ancak, yoğun çabalar sonucunda, yapılan başarılı müdahalelerle M.D.Y.’nin hayatı kurtarıldı. Ancak, M.D.Y. tedavisinin ardından yatağa bağımlı hale geldi ve hayatının geri kalanını hastane odasında geçirmek zorunda kaldı.

Olayla ilgili başlatılan soruşturma sonucunda, Y.C. hakkında ‘kasten yaralama’ suçundan dava açıldı. Biga Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, Y.C., M.D.Y.’ye yönelik şiddet eylemi nedeniyle 5 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Olayın ardından M.D.Y.’nin ailesi, cezanın yeterli olmadığını belirterek, daha ağır bir yaptırım talep etti. Ailenin avukatları, olayın travmatik etkilerinin M.D.Y.’nin hayatını derinden etkilediğini ve bu durumun yasal düzenlemelerdeki eksikliklerden kaynaklandığını savundu. Aile, benzer olayların önüne geçebilmek için akran zorbalığına karşı daha kapsamlı yasal düzenlemeler ve eğitim programlarının hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.