Günümüzün önde gelen bilim insanlarından Prof. Mehmet Haberal, İstanbul’da düzenlenen bir simülasyon konferansıyla yeniden gündeme geldi. Bu buluşma, bilim, barış ve geleceğe dair vizyonlar üzerine yapılmış önemli bir çalışma olarak tarihe geçti. Haberal’ın, özellikle 2038 yılına dair TBMM’de parlamenter olarak görev alan gençlerin katılımıyla gerçekleşen bu simülasyon, Türkiye’nin geleceğine dair fikir alışverişi için eşsiz bir fırsat sunmuştu.
Konferansın merkezinde, Haberal’ın hem bilimdeki başarısı hem de barışçıl yaklaşımı yer aldı. İlk olarak, 16 kentteki 51 üniversiteden toplanan 500’e yakın gencin, geleceğin TBMM’sini temsil ederek önemli sorunları tartışması, Haberal’ın vizyonunu bir kez daha ortaya koydu. Bu gençler, farklı siyasi görüşlere sahipken, ortak bir zeminde buluşarak Türkiye’nin geleceği için stratejiler geliştirmeye çalışmışlardı. Haberal, bu etkinliğin, gençlerin geleceğe dair hayallerini gerçekleştirmesine katkı sağlayacağını vurgulayarak, 1927’deki Atatürk’ün NUTUK’taki çağrısına atıfta bulunmuştu.
Haberal’ın bu etkinliğe katılması, sadece bilim dünyasındaki başarısını değil, aynı zamanda barışçıl ve evrensel değerlere önem veren kişiliğini de temsil ediyordu. Özellikle, 104. yılını kutladığımız Mudanya Mütarekesi’nde kendisine verilen “Barış Yolu Ödülü” bu özelliği daha da belirginleştiriyordu. Haberal, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç’ın çalışmalarını takdir ederken, aynı zamanda 2038’de Türkiye’nin geleceği hakkında düşüncelerini paylaşarak, gençlerin geleceğe dair vizyonlarını şekillendirmeye çalıştı. Bu süreçte, Atatürk’ün 1927’deki konuşmasının önemini hatırlatarak, gençlerin de ilham almasını sağladı.
Haberal’ın bilim dünyasındaki başarısı, sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada tanınıyordu. Sidney’de düzenlenen Dünya Organ Nakli Derneği’nin 31. Uluslararası Kongresinde “En Seçkin Bilim İnsanı Ödülü”nü kazanması, bu başarının bir göstergesiydi. Ayrıca, 2400 yıllık Atina Akademisi’ne kabul edilmesi, bilim dünyasında saygınlığını pekiştirmişti. Haberal’ın, Yunan gazetecilerin kendisine yönelik eleştirilerine verdiği cevaplar (“Siz de Sokrates’i idam ettiniz!”) ise, onun özgür düşünceyi ve bilimsel araştırmaları ne kadar desteklediğini ortaya koyuyordu.