İstanbul’da yaşanan olay, medya dünyasında geniş yankı uyandırdı. ‘Fon vurgunu’ iddialarıyla kamuoyuna yansıyan gazeteci Bahadır Özgür, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında tutuklandı. Ancak, Özgür’ün emniyette verdiği ifade, savcılığın ‘soruşturmanın gizliliğini ihlal’ suçlamasını ortadan kaldırdı. İfade sürecinde, Özgür, haberinin tamamen Bakan Akın Gürlek’in açıklamaları ve savcılığın duyurduğu bilgiler üzerine hazırlandığını belirtti.
Geceyi bir gözaltı merkezinde geçiren Özgür, sabah saatlerinde adliyeye sevk edildi. Savcılığın, Özgür hakkında ‘soruşturmanın gizliliğini ihlal’ suçlamasıyla başlatmış olduğu soruşturma, gazetecinin ifadesiyle yeniden şekillenmeye başladı. Özgür’ün savcılığa sevk edilmesinde, haberinin Adalet Bakanı Gürlek’in açıklamalarıyla doğrudan bağlantılı olması, sürecin hızlanmasına neden oldu.
İfade sürecinde, Özgür, 30 yıllık gazetecilik deneyimini vurgulayarak, haberinde gizlilik kararı bulunan herhangi bir evrak veya belge kullanmadığını savundu. Ayrıca, haberinin farklı medya kuruluşlarında da yayınlandığını ve bu nedenle savcılığın gizlilik ihlali suçlamasıyla hareket etmesinin hatalı olduğunu belirtti. Savunmasında, Kemal Akkaya ve Enver Çevik gibi isimlerin de haberde yer almasının, savcılığın yazısında sehven listede yer aldığının kamuoyuna duyurulmuş olmasıyla ilgili olduğunu ifade etti.
Avukatının da desteklediği Özgür, soruşturmanın gizliliğinin korunması ve basın özgürlüğünün dengelenmesi gerektiğini vurgularken, savcılığın hatalı suçlamasını ortadan kaldırdığını ve sürecin sona erdiğini belirtti. Bu durum, medya hukuku ve ifade özgürlüğü tartışmalarına yeni bir boyut getirdi.