İstanbul'un son dönemde gördüğü en şiddetli yağışlar, birçok otomobilin sel sularına kapılmasıyla birlikte araç sahiplerini büyük bir belirsizliğe sürükledi. Kaporta, elektronik sistemler ve mekanik aksamlar üzerinde kalıcı hasarlara yol açan bu afet sonrası, araç sahipleri hasarlarının karşılanması konusunda çeşitli sorular sormakta ve haklarını öğrenmek istemektedir. Bu noktada, sel mağduru araç sahiplerinin izlemesi gereken adımlar, sigorta şirketlerinin sorumlulukları ve yasal hakları detaylı bir şekilde incelenmelidir.
En kritik hatanın, sel sularının etkisini göz önünde bulundurmadan aracın motorunu çalıştırmaya çalışmak olduğunu vurgulayan uzmanlar, bu eylemin ‘hidrolik kilitlenme’ olarak adlandırılan ve motora kalıcı hasarlar verebileceği bir durum yaratacağını belirtiyor. Bu durum, motor bloğunun çatlamasına, biyel kollarının bükülmesine ve aracın tamamen motorunu değiştirmeye kadar uzanan ciddi maliyetlere yol açabilir. Sigorta şirketlerinin, sürücünün suyun varlığını bildiği halde motoru çalıştırmaya çalışmasını ‘ağır kusur’ olarak değerlendirebileceğini ve tazminat ödemesini reddedebileceğini de hatırlatmakta fayda var. Bu nedenle, araç sahiplerinin öncelikle durumu hafife atmamaları ve profesyonel yardım alarak hasarın boyutunu tespit etmeleri büyük önem taşımaktadır.
Hasar tespit sürecinde, sigorta eksperlerinin olay yerindeki koşulları dikkatlice değerlendireceği unutulmamalıdır. Sel sularına maruz kalmış bir aracı ilk etapta çekiciyle güvenli bir yere taşımak yerine, vakit kaybetmeden sigorta şirketinin çağrı merkezini arayarak hasar dosyası açtırmak gerekmektedir. Türk Ticaret Kanunu ve Sigortacılık Mevzuatı’na göre, hasar ihbar süresi genel olarak 5 iş günüdür. Bu süre içinde sigortanızın ücretsiz yol yardım hizmetinden (genellikle “ahtapot çekici” olarak adlandırılan vinçli çekici) faydalanarak aracın güvenli bir şekilde taşınması sağlanmalıdır. Aracın tekerleklerinin dönerek çekilmesi, şanzıman ve yürüyen aksama kalıcı zarar verebileceğinden bu yöntemden kaçınılmalıdır.