Mersin’in siluetini yırtan bir trajedi, genç bir hayatın acımasız bir sonla karşılaşmasına neden oldu. 31 Ağustos 2025’te, 16 yaşındaki Hiranur Nilgün Aygar, hayatının son anlarını ruhsatsız bir silahın hedefi olmuştu. Bu trajik olay, sadece bir bireyin kaybını değil, aynı zamanda karanlık bir uyuşturucu ağının ve karanlık sırlar arasındaki karmaşık bir bulmacayı da ortaya çıkardı.

Olayın ilk raporları, ‘şakalaşırken vuruldu’ şeklinde sunulmuştu. Ancak, detaylı incelemeler ve davadaki deliller, bu basit açıklamayı reddetti. Anne Gülten Tan’ın ifadesi, ilk şüpheleri doğurdu: Olayın basit bir kazara dönüştürüldüğünü düşünmüyordu. Bunun yerine, sanıkların karıştığı bir çatışmanın, Hiranur’un hayatını sonlandırmasına zemin hazırladığını savlıyordu. Sanık Hüseyin Arda Şark’ın, kızını uyuşturucu ticaretine dahil etme çabaları da acı gerçeğin bir parçası olarak ortaya çıktı. Sanıkların telefon kayıtları, bu iddiaları destekleyen güçlü kanıtlar sunarken, ‘şok’ ifadesiyle çelişen teknik ve soğukkanlı yazışmalar, olayla ilgili daha derin bir gerçeğin ortaya çıkmasına işaret ediyordu.

Avukat Derya Demir’in sunmuş olduğu savunma, davadaki kritik noktaları vurguladı. 73 dakikalık bir iletişim trafiği, sanıkların ‘şok’ savunmasını tamamen çürütüyordu. Sanık Hüseyin’in, maktulün cansız bedeni üzerinde uyuşturucu paralarını kontrol etmesi, ‘Kuzen 400 vardı onu attım’, ‘hesaba bak gelmiş olması lazım’ gibi teknik ifadeler, suçluların soğukkanlı ve hesaplı davrandığını gösteriyordu. Ayrıca, sanıklar arasında ve dışarıdaki iştirakçilerle yapılan yoğun görüşmeler, olayın sadece üç kişiyle sınırlı olmadığını, daha geniş bir suç örgütünün varlığını işaret ediyordu. İbrahim Demir isimli şahıs, cinayetten sonra sanık Hüseyin’in evinin anahtarıyla polis aramasına katılması, bu iştirak ağının derinliğini ve karmaşıklığını ortaya koyuyordu.

Soruşturma ve kovuşturma sürecinde sanıkların uyuşturucu ile ilişkileri yeterince araştırılmamış, WhatsApp yazışmaları gibi kritik deliller soruşturma aşamasında toplanmamıştı. Olaydan aylar sonra mahkeme tarafından dosyaya eklenen bu deliller, davadaki dengeleri değiştirdi. İstinaf Mahkemesi’nin iki gün önce duruşmalı şekilde yaptığı yargılama, savcının sanık Hüseyin Arda Şark’a doğrudan kastla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etmesiyle sonuçlandı. Son kararın 19 Ekim’de açıklanması bekleniyor. Bu karar, Hiranur’un hayatının kaybının ardındaki gerçekleri ortaya çıkarmaya ve adaletin yerini bulmasına katkı sağlamayı hedefliyor.