Dicle Havzası'nın kalbinde, Bingöl ve Diyarbakır sınırları içerisinde yer alan Sarım Çayı, bir enerji projesiyle karşı karşıya. Ancak mahkeme, bu projenin bölgenin doğal dengesi ve ekolojik yapısı için ciddi riskler oluşturduğunu belirterek, projeyi iptal etti. Bu kararla, doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilirlik ilkelerinin ön plana çıkarıldı.

Avukat Barış Yıldırım’ın açtığı dava sonucunda Bingöl İdare Mahkemesi, hazırlanan ÇED Raporu’nun bilimsel ve teknik gerekçelere dayanmadığını, bölgeye yönelik olumsuz etkileri yeterince değerlendirmediğini tespit etti. Projenin, Sarım Çayı’nın doğal akışını tamamen değiştirecek, su kaynaklarını tükenmeye sürükleyecek ve çevredeki canlıların yaşam alanlarını yok edecek potansiyele sahip olduğu gerekçesiyle projeye onay verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Bu durum, bölge halkı ve çevre örgütleri tarafından uzun süredir dile getirilen endişelerin bir kez daha teyit edilmesi anlamına gelmektedir.

Mahkeme heyeti, projenin uygulanması halinde yaşanacak yıkımı detaylı bir şekilde değerlendirerek, özellikle tünel kazıları, kırma-eleme tesisleri ve beton santralleri gibi inşaat faaliyetlerinin yer altı suyu kaynaklarına, toprak yapısına ve doğal afet risklerine yönelik ciddi zararların oluşacağını vurgulamıştır. Ayrıca, projenin bölgedeki benzersiz biyolojik çeşitliliğe, neslinin yok olduğu Batman Bantlı Çöpçü Balığı ve koruma altında olan Su Samuru gibi türlerin yaşam alanlarına zarar verebileceği de dikkat çekilmiştir. Bu noktada, projenin sadece enerji üretimi odaklı değil, aynı zamanda çevresel ve sosyal etkileri de dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Bingöl İdare Mahkemesi'nin bu kararı, çevre hukuku alanında önemli bir zafer olarak kabul edilirken, Dicle Havzası’nda benzer projelerin uygulanırken daha dikkatli ve bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Karar, bölge ekosisteminin korunması, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi ve doğal kaynakların gelecek nesillere aktarılması gibi temel prensiplere uyumun önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu karar, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki diğer HES projelerine de benzer bir denetim sürecinin başlatılması için bir dönüm noktası olabilir.