2024 yılının 30 Ağustos'unda, Kara Harp Okulu’ndan mezun olan genç subaylar, bir vatan sevgası gösterisiyle aslında bir travmanın başlangıcını işaret etti. ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ sloganıyla kılıç çatarak taçlandıkları törenin ardından, TSK’dan sürülmeleri, onları bir sessizliğe ve acı bir yalnızlığa itti. ONLAR TV’de Barış Terkoğlu’na verdikleri ifadelerde, yaşananların derin izlerini taşıdılar.
Ebru Eroğlu ve İzzet Talip Akarsu, yaşadıklarını çarpıcı bir dille aktardılar: Yalnız bırakıldıklarını, kendilerine destek vermediğini iddia ettikleri bir yapı tarafından sırtlarından bıçaklandıklarını vurguladılar. İhracın temelinde yatan yemin metnini okurken, aynı zamanda telefonlarına gelen tehditlere de şahit oldular. Şikayet etme kararlarını, sürecin sonuç değiştirmeyeceğine dair bir strateji olarak tanımladılar. ‘Akışına bıraktım, sessiz kalmayı tercih ettim’ diyerek, yaşadıkları travmayı ve umutsuzluğu ifade ettiler.
Eroğlu, ihraç kararını öğrendiği anın yaşadıklarını da detaylandırdı. Topçu Okulu’nda uygulama sınavına girdiğini, haberi ise telefonuna gelen bir haber görüntüsüyle öğrendiğini belirterek, sürecin profesyonellikten uzak olduğunu ve büyük bir hayal kırıklığına yol açtığını dile getirdi. Akarsu ise, kararın televizyonlarda yayımlanmasının ailelerini derinden üzdüğünü ifade etti. ‘Bizi savunması gereken insanlar savunmadı, sattılar bizi’ sözleriyle, ihanetin boyutunu gözler önüne serdi.
Akarsu, yaşananları daha da çarpıcı bir şekilde aktarırken, bazı silah arkadaşlarının en zor anlarında yanında olmadığını, bazılarının ise kendileriyle görüşmekten kaçındığını aktardı. Ankara’da görüştüğü Harp Okulu’nda derslere giren emekli bir jandarma binbaşısının hikayesi, ihanetin ne kadar derine uzandığını gösterdi. Soruşturma taktiklerinin de ‘komik’ bulduklarını belirterek, Harbiyeli kimliğinin onurunu zedeleştirdiğini ifade ettiler. Bu olay, TSK’daki dayanışma eksikliğinin ve bireysel sorumlulukların önemini bir kez daha gözler önüne serdi.