Türkiye’nin siyasi sahnesine yeni bir soluk getiren gelişmeleri takip ediyor. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 26 siyasi partiye yönelik gerçekleştirdiği kapsamlı mali hesap denetimleri, 30 ayrı karar ile sonuçlandı. Bu kararlar, partilerin finansal şeffaflığına dair önemli soruları beraberinde getiriyor. Denetimler, 2024 yılı kesin hesaplarına odaklanırken, bazı partilerin daha önceki yıllara ait hesapları da ayrıntılı bir şekilde incelendi.
Mahkeme heyeti, denetim sürecinde karşılaştığı temel sorunlar üzerine yoğunlaştı. Özellikle, partilerin denetim için gerekli olan belgeleri eksik sunması, hesapların yetkilendirilmiş organlar tarafından onaylanmadığına dair kanıtların bulunmaması ve mali tablolar arasındaki tutarsızlıklar, kesin hesapların kabul edilemez olduğuna hükmetti. Bu durum, partilerin finansal yönetimindeki açık hataların ve usulsüzlüklerin gözler önüne serdi.
Denetim kararlarının sayısı, denetlenen partilerin sayısıyla örtüşmüyor. Örneğin, Milliyetçi Cumhuriyet Partisi’nin 2022, 2023 ve 2024 yılı hesapları için ayrı ayrı kararlar verilmişken, Umuda Yürüyüş Partisi ve Küresel Adalet ve Liyakat Partisi’nin hesapları da farklı tarihlerde incelenmiştir. Bu durum, denetim sürecinin karmaşıklığını ve detaylı bir inceleme gerektirdiğini açıkça ortaya koymaktadır. Toplamda 30 mali denetim kararı, 26 farklı siyasi partiyi kapsadı.
Kararlarda, genel merkez ve il örgütlerinin hesaplarında yer almayan yönetim giderleri, yıl sonu kasa sayım tutanakları, banka mutabakatları ve il teşkilatlarına ilişkin belgelerin sunulmaması gibi tespitler yer aldı. Mahkeme, bu eksikliklerin, partilerin faaliyet gösterdiği genel merkez ve il örgütlerinin gelir-giderlerini doğru bir şekilde kaydetmediğini ve bu durumun, ‘hayatın olağan akışına uygun olmayan’ bir gelir-gider yapısı oluşturduğunu değerlendirdi. Bu durum, Anayasa Mahkemesi’nin, partilerin mali hesaplarının şeffaflığı ve hesap verebilirliği konusundaki hassasiyetini bir kez daha gözler önüne serdi. Sonuç olarak, bu denetimler, siyasi partilerin mali yönetimindeki usulsüzlüklerin tespiti ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulması için yasal zemin oluşturdu.