Almanya, günümüz güvenlik ortamında, Soğuk Savaş sonrası dönemde tanık olduğu muhafazakar ve belirgin tehditlerin yerini, karmaşık ve çok katmanlı bir mücadeleye bıraktı. İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, bu yeni gerçekliği, ülkenin istikrarı için ciddi bir uyarı niteliğindeki bir konuşma ile kamuoyuna duyurdu. Bakan, Almanya'nın, geleneksel askeri çatışmaların ötesinde, siyasi ve toplumsal yapılarının zayıflatılmasını hedef alan, 'örtülü savaş' olarak tanımlanan bir tehditle karşı karşıya olduğunu vurguladı.

Dobrindt’in açıklamaları, özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde, devletler arasındaki sınırların bulanıklaştığı ve siber uzay, dezenformasyon kampanyaları ve sabotaj gibi yöntemlerle yürütülen operasyonların artışıyla şekillenmiş olan bir endişeyi yansıtıyor. 'Örtülü savaş' terimi, Almanya'yı, doğrudan bir savaş yerine, ülkenin siyasi ve toplumsal dayanışmasını hedef alan, yıkıcı faaliyetlerle zayıflatmayı amaçlayan bir stratejinin varlığını işaret ediyor. Bu stratejinin temel hedefi, Almanya'yı askeri olarak yenmek değil, ülkenin içindeki istikrarsızlığı körükleyerek, onu dış etkilere karşı savunmasız hale getirmek.

Bakan Dobrindt, bu 'örtülü savaş'ın açık amacının, Almanya’yı istikrarsızlaştırmak ve nihayetinde istikrarsız hale getirmek olduğunu vurgulayarak, bu tür girişimlerin tamamen başarısız olmadığını, aksine toplumsal ve siyasi açıdan gerilimleri artırdığını ifade etti. Bu durum, Almanya’nın Ukrayna’ya verdiği desteğin, Batı’daki istikrarı koruma ve Almanya’yı hedef alan bu tür operasyonları engelleme açısından ne kadar kritik olduğunu da ortaya koyuyor. ‘Batı’yı istikrarsızlaştırmak isteniyorsa, Almanya'yı hedef alınıyor; Avrupa’yı istikrarsızlaştırmak isteniyorsa, Almanya'nın istikrar garantörü rolü nedeniyle Almanya hedef alınıyor,’ şeklinde konuştu.