Anadolu Ajansı’nın Enerji Terminali Programı’na katılan Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı İbrahim Erden, ülkenin enerji üretimindeki dönüşümünü çarpıcı verilerle özetledi. Son yıllarda Türkiye’nin elektrik üretiminin %40’ından fazlasını yenilenebilir kaynaklar sağladığı, 2024 yılının ilk 8 ayında ise bu oranın %60’ı aştığı vurgulandı. Bu sürdürülebilir yaklaşım, hem çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda ülkenin enerji maliyetlerini de önemli ölçüde azaltma potansiyeli taşıyor.
Erden, rüzgar enerjisinin, özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı ve Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimler gibi arz güvenliği risklerinin arttığı bir dönemde, Türkiye için stratejik bir avantaj sunduğunu vurguladı. Hürmüz Boğazı gibi kritik deniz geçiş yollarının kontrolü konusunda yaşanan belirsizlikler, rüzgar enerjisi gibi ithalat bağımlılığı olmayan bir enerji kaynağının önemini daha da artırmaktadır. Bu sayede Türkiye, enerji arzında dış faktörlere maruz kalmadan, kendi enerjisini güvenli bir şekilde üretebilme imkanı buluyor.
Türkiye’nin rüzgar enerjisi potansiyeli, coğrafi konumu ve artan yatırımlarla birlikte son yıllarda önemli ölçüde geliştirilmiştir. Üç tarafı denizlerle çevrili iki yarımadadan oluşan Türkiye, 2009-2010 yıllarından itibaren bu alandaki çalışmalarını hızlandırdı ve sürekli olarak yatırım yapmaktadır. Küresel rüzgar enerjisi kurulumlarında Türkiye’nin payı, ekonomisinin büyüklüğüne oranla oldukça dikkat çekicidir. Geçtiğimiz yıl 165 bin megavatlık ilave rüzgar enerjisi kurulumu gerçekleşmiş, bunun 2 bin megavatı Türkiye’ye aittir. Bu durum, Türkiye’nin küresel enerji piyasalarında giderek daha önemli bir oyuncu olduğunu gösteriyor.
Rüzgar enerjisi projelerinin Türkiye ekonomisi üzerindeki olumlu etkileri sadece enerji tasarrufuyla sınırlı kalmıyor. Yerli aksam destekleriyle gelişen rüzgar enerjisi sektörü, İzmir’den Balıkesir, Bursa ve Yalova üzerinden İstanbul’a uzanan bir sanayi kümelenmesi oluşturmuştur. Türkiye, rüzgar türbini, bileşenleri ve ham madde ihracatından yıllık 2-2,5 milyar dolar gelir elde ederek, hem istihdam yaratmakta hem de ihracat gelirlerini artırmaktadır. Ayrıca, her 1000 megavatlık rüzgar enerjisi kapasitesi, doğal gaz ithalatını yıllık yaklaşık 250 milyon dolar azaltma imkanı sunarak, Türkiye’nin enerji maliyetlerini önemli ölçüde düşürmektedir. Rüzgar sanayicilerinin %75’i ise önümüzdeki 3 yılda kapasite artışı veya yeni yatırım planları yaparken, bu durum sektörde istihdamın artmasına ve yenilikçi teknolojilerin kullanılmasını teşvik etmeye katkı sağlayacaktır.