Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı, stratejik öneme sahip bir hamle yaparak, dünyanın farklı köşelerinde görevlendirilecek yeni temsilcilikler oluşturdu. Bu atamalar, İslam’ın yayılmasında ve farklı kültürlerle diyalog kurmada önemli bir rol oynamayı hedefliyor. Özellikle, sosyetenin gözdesi haline gelen Marsilya gibi popüler destinasyonlara yerleştirilen atashilerin, dini hassasiyetleri koruyarak, kültürel köprüler kurma potansiyeli taşıdığı vurgulanıyor.
Atamalar, Fransa’nın canlı ve hareketli kenti Marsilya’da Mehmet Özcan liderliğinde, Amerika Birleşik Devletleri’nin gözde şehri Los Angeles’ta ise Osman Güli’nin sorumluluğunda gerçekleştirildi. Bu önemli görevler, 16 kişilik bir ekiple birlikte yürütülecek ve her bir temsilcinin kişi başı aylık 370 bin lira ile ödendirilmesi, Diyanet’in uluslararası faaliyetlerine olan desteğini gösteriyor. Bu mali destek, yıllık 72 milyon TL’lik bir bütçe yaratırken, toplam maliyetin 6 milyon lirayı bulması, Diyanet’in bu stratejik operasyona verdiği önemi açıkça ortaya koyuyor.
Atamalarda, üniversitelerden seçilen bazı isimlerin, Diyanet içinden değil, farklı uzmanlık alanlarına sahip olmaları dikkat çekiyor. Ali Erbaş döneminde Bakü’ye atanan İhsan Açık gibi, bu süreçte de üniversitelerle işbirliği yaparak, Diyanet’in bilgi birikimini ve yeteneklerini genişletmeyi amaçlıyor. Kütahya Müftüsü İrfan Açık’ın Halep Din Hizmetleri Ataşeliği’ne atanması ve bu görevle diplomatik statü kazanması, Diyanet’in uluslararası ilişkilerdeki etkinliğini artırma çabasının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Bu atamalar, aynı zamanda, Türkiye’nin farklı başkonsolosluk ve büyükelçiliklerinde de temsilciliklerini genişletmesini sağlıyor. İbrahim İlhan, Haydar Darakçı, Hasan Gökmen, Onur Artar, Aşır Toprak, Cüneyt Ayaş, Osman Güli, Mehmet Taşçı, Gencal Şenyayla, Selman Oral, Ayhan Şen, Emin Göktepe, Muhammed Kabakoz ve İrfan Açık gibi isimler, kendi bölgelerindeki temsilciliklerde önemli görevler üstlenecekler. Bu geniş temsil ağı, Diyanet’in dünya genelindeki dini hizmetlerini daha etkin bir şekilde yürütecek ve Türkiye’nin kültürel diplomasisi açısından da yeni fırsatlar yaratacaktır.