İstanbul’un Bahçelievler ilçesinden yapılan, Suriye Arap Cumhuriyeti’ne bir çöp kamyonu bağış kararı, Türkiye’nin dış politikası ve yerel yönetimlerin mali yönetimi üzerine önemli soruları beraberinde getirdi. Bu hamle, belediyenin envanterindeki değerli bir varlığın, AFAD’ın koordinasyonuyla başka bir ülkeye aktarılması sürecini kapsıyor. Ancak bu sürecin arkasında yatan motivasyonlar ve bu tür bir karar almanın uzun vadeli etkileri, kamuoyunda büyük bir merak ve eleştiri uyandırdı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Bahçelievler Meclis Üyesi Gencay Özcan, bu karara şiddetle karşı çıkarken, belediyenin kendi kaynaklarını kullanarak araç kiraladığını ve bu araçları bağış olarak göndermenin “normal” olmadığını savundu. Özcan’ın vurguladığı temel nokta, belediyenin mali durumu ve kamu kaynaklarının doğru bir şekilde kullanılması gerektiğiydi. İBB’nin bu yaklaşımı, kamu kaynaklarının, yerel ihtiyaçları karşılamak yerine, uluslararası bağışlar için kullanılması gerektiği yönünde bir uyarı olarak değerlendiriliyor.

Bu bağışın ardında yatan süreç, Temmuz 2024’te düzenlenen bir ihale ile ortaya çıkıyor. Bilginay Temizlik Hizmetleri Şirketi, Aktaş ailesine ait olan ve 564 milyon 886 bin 350 TL’ye satın alınan çöp kamyonunu, kent temizliği hizmetlerinde kullanmak üzere kiraladı. Sözleşme, 2027 yılına kadar sürecek ve belediye ile şirket arasında bir ortaklık oluşturacak. Ancak bu ihalenin yapılış biçimi ve Aktaş ailesinin bu ihalede yer alması, şeffaflık konusunda soru işaretleri yaratıyor. Ayrıca, Aktaş’ın daha önce benzer bir davada “ihaleye fesat karıştırma” suçundan hapis cezası almış olması, bu kararın güvenilirliğini zedeledi.

Aktaş’ın geçmişteki yasal sorunları, bu bağış kararının da sorgulanmasına neden oluyor. Aziz İhsan Aktaş’ın örgüt kurmak ve yönetmek suçundan beraat etmesi ve ardından aldığı hapis cezası, ihale sürecindeki olası şaşırtmaları ortaya koyuyor. İhale yasağı da, belediyenin bu araçları bağış olarak göndermesini daha da karmaşık hale getiriyor. Bu durum, Türkiye’deki yerel yönetimlerin mali yönetimi ve ihalelerin şeffaflığı konusundaki endişeleri bir kez daha göz önüne serdi.”} attı: