Dünya ekonomisi, son dönemde yaşanan jeopolitik gerilimlerin ve enerji piyasalarındaki dalgalanmaların etkisiyle yeni bir riskle karşı karşıya. Orta Doğu’daki devam eden çatışmaların enerji fiyatları üzerindeki baskısı, küresel ekonomide zaten mevcut olan sorunları daha da derinleştiriyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yapılan son değerlendirmeler, bu durumun özellikle gelişmekte olan ülkeler için ciddi bir tehdit oluşturduğunu gösteriyor.
UNDP’nin analizine göre, temmuz ayındaki ateşkesin sona ermesiyle birlikte benzin ve dizel gibi fosil yakıtların fiyatları, son on yılda görülen en yüksek seviyelere yükseldi. Bu durum, 130 ülkede yaklaşık %26 ve %38 oranlarında fiyat artışlarına yol açtı. Özellikle Haziran ve Eylül aylarında bu artışlar daha da hızlanarak, birçok ülkenin ekonomik dengesini ciddi şekilde sarsmış durumda. Bu durum, yoksulluk oranlarının artma riskini de beraberinde getiriyor.
Rapor, 130 milyon hanenin günlük gelirlerinin 6,85 doların altına, 121 milyon hanenin 3,65 doların altına ve 66 milyon hanenin ise 2,15 doların altına düşebileceğini öngörüyor. Bu rakamlar, yalnızca fiyatlardaki artışın yarattığı potansiyel etkileri gösteriyor. Hükümetlerin bu artan maliyetleri telafi etmek için ayırdığı kaynaklar ise hızla tükenme noktasına ulaşmakta. Bu durum, uluslararası finans kuruluşlarının ve gelişmiş ülkelerin bu krizle mücadelede daha fazla desteğe ihtiyaç duymasına neden oluyor.
UNDP’nin verilerine göre, dünya genelinde doğrudan fosil yakıt sübvansiyonlarının maliyeti bu yıl 1 trilyon doları aşabilir. Ancak, yükselen borç ödemeleri ve artan faiz oranları, özellikle gelişmekte olan ülkelerin bu sübvansiyonları sürdürmesini zorlaştırıyor. Bu nedenle, UNDP geçici ve ihtiyaç sahiplerine yönelik desteklerin, uygun maliyetli uluslararası finansmanlarla desteklenmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, krizin etkilerinin daha da yaygınlaşmasını önlemek için, küresel işbirliğinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir enerji kaynaklarına geçişin hızlandırılması gerektiği belirtiliyor.