1973'ün ocak ayında İstanbul'un Boğaz kıyılarında, sessiz bir fırtına gibi gelişen bir olay, tarihin sayfalarına adını kazınacak bir cinayeti ortaya çıkaracaktı. Şehir, günlük rutinini sürerken, Kireçburnu açıklarında denizcilikle uğraşan bir balıkçı teknesi, denizaltı derinliklerinden bir sırrın yüzüne çıkarmasına neden oldu. Bu sır, sadece bir hayatın sonu değil, aynı zamanda uzun yıllardır çözülemeyen bir bulmaca olacaktı.
Recep adında bir balıkçı, sabah erken saatlerde yola çıkarken, suyun altında belirsiz bir gölge fark etti. Yakınlaştıkça, bu gölge bir çuvala dönüştü. Ağzı bağlanmış, ağır ve donuk bu çuval, denizin derinliklerinden çıkarıldığında, bir kadın cesedinin içini barındırıyordu. Olay, hemen yetkililere bildirilerek bölgeye güvenlik güçleri sevk edildi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün ikinci şube müdürü Cemil Gülmen liderliğindeki Cinayet Masası ekibi, bu şüpheli durumu derinlemesine incelemeye aldı.
İlk incelemelerde, cesedin kimliğinin belirlenmesi büyük bir zorluk oluşturuyordu. Kadın, kıyafetleri olmasına rağmen yüzü tanınmazdı. Üzerindeki gösterişli giysiler ve pahalı mücevherler, varlıklı bir hanımefendi olduğunu işaret ediyordu. Ancak, ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla yapılan tıbbi analizler, kadının boğularak öldürüldüğünü, ardından cesedinin çuvala konularak denize atıldığını ortaya koydu. Bu durum, olayın cinayet boyutunu daha da net bir şekilde gösteriyordu. Cinayet Masası, kayıp başvurularını incelemeye başlarken, aynı zamanda kadının son görüldüğü yerleri ve çevresindeki kişileri de sorgulamaya koydu.
Soruşturmanın seyrini değiştiren unsur, kadının evinden çalınan değerli bir halı ile otomobilinde bulunan nikelajlı bir çamurluk oldu. Bu buluntular, olayın arkasındaki karmaşık örgüleri çözmek için önemli ipuçları sunuyordu. Nuriye Hanım ve kızı Meyla Hanım'ın sosyete çevrelerinde tanınan isimler olduğu, Suriye kökenli ve önemli bir mal varlığı bulunan bir aile oldukları tespit edildi. Beyoğlu Ayazpaşa'daki Karşıyaka Apartmanı'nda birlikte yaşamlarını sürdüren anne ve kızı, varlıklı olmalarına rağmen hizmetçi tutmamışlardı. Yalnızlıkları, sevdikleri uzun tüylü bir köpekle telafi ediliyordu. Ancak, bu sakin hayat, beklenmedik bir cinayetle son bulmuştu. Olayın ardından, Türkiye'nin dört bir yanından gelen bilgiler, anne ve kızın kayboluşunun ardındaki gerçeği ortaya çıkaracak yeni izler sunuyordu.