İsrail ekonomisi, uzun süren çatışma ortamına rağmen beklenenin üzerinde bir büyüme performansı sergilemeye devam ediyor. Resmi rakamlar, 2024’te yüzde 1’lik artışla başlayan ve 2025’te yüzde 2,9’luk bir genişleme kaydettiği, 2026’nın ilk yarısında ise yüzde 3,2’lik bir ivme gösterdiği belirtiliyor. Merkez Bankası’nın öngörüsü ise bu hedeflere ulaşma potansiyelini yüzde 4’lük bir büyüme ile destekliyor. Ancak bu iddialı projeksiyonlar, ülke içinde hissedilen ekonomik gerçeği gölgede bırakıyor.

Teknoloji devi olma yolunda attığı adımlar ve özellikle yapay zeka ve siber güvenlik alanlarındaki stratejik yatırımlar, İsrail ekonomisinin büyüme motoru görevi görüyor. Yabancı sermaye girişleri, 2025’te bir önceki yıla göre yüzde 78’lik bir artışla 26,2 milyar dolar seviyesine yükseldi. Bu durum, özellikle ABD’li teknoloji şirketlerinin İsrailli güvenlik firmalarına yaptığı önemli satın alımlarla şekillenmiş durumda. Yılın ilk üç ayında ise doğrudan yabancı yatırım 14,1 milyar dolarla rekor seviyeye ulaştı. Ancak bu büyümenin, vatandaşların günlük yaşamındaki zorlukları ortadan kaldırmadığı bir gerçek.

Ekonomik göstergelerdeki bu parlak tablo, İsrail’in devam eden askeri operasyonları nedeniyle ciddi bir mali yük getirecek. Merkez Bankası’nın hesaplamalarına göre, çatışma süresince toplam maliyet yaklaşık 350 milyar dolara ulaştı ve bu rakamın, İran’ın katılımıyla birlikte artması bekleniyor. Başbakan Netanyahu’nun, savunma bütçesini 60 milyar dolara çıkarmayı hedeflemesi, askeri harcamaların 7 Ekim 2023 öncesine göre 2,5 katına yükseleceği anlamına geliyor. Bu durum, ekonomik büyümenin sürdürülebilirliğine dair ciddi soru işaretleri yaratıyor.

Ekonomik büyüme rakamlarına rağmen, İsrail vatandaşlarının büyük bir kesimi, yüksek fiyatlar, reel gelir kaybı ve kamu hizmetlerindeki eksiklikler nedeniyle endişeli. Araştırmalar, Yahudi İsraillilerin ve Filistinli İsraillilerin de ekonomiyi ve hayat pahalılığını en önemli seçim konuları olarak gördüğünü gösteriyor. Bu durum, siyasi arenada da belirgin bir şekilde kendini gösteriyor ve ekonomik göstergelerin, seçmen davranışlarını etkileme potansiyelini artırıyor. Ekonomik uzmanlar ise, açıklanan büyüme rakamlarının gerçek durumu tam olarak yansıtmadığını ve vatandaşların karşı karşıya olduğu sorunların çözülmediğini vurguluyor.”}çıkartma: