Toplumun temel yapı taşları sarsılıyor, dayanışma ağları güçlenirken, güvensizlik ve umutsuzluk karanlık bir gölge gibi yayılıyor. Bu tabloyu daha iyi anlamak ve sesini duyurmak amacıyla, 19 Mart operasyonundan sonra bir araya gelmiş Aile Dayanışma Ağı (ADA), 48’inci buluşmasını Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirerek önemli bir platform oluşturdu. Bu buluşma, sadece bir toplanma değil, aynı zamanda toplumun derin yaralarını hissetmek ve çözüm arayışına başlamak için bir fırsat sunuyordu.
Buluşmaya, İBB Başkanvekili Nuri Aslan gibi çeşitli siyasi temsilciler, Yeni Parti delegeleri, sanatçıların yanı sıra tutuklu yakınlar, genç aktivistler ve vatandaşlar katıldı. Bu geniş katılım, ADA’nın toplum içindeki desteğini ve önemini gözler önüne serdi. Buluşmanın ana konuşmacısı olan Dilek Kaya İmamoğlu, yaşanan acıları ve adaletsizlikleri çarpıcı bir dille ifade ederek, “Diken üstünde yaşayan; güvensiz, ümitsiz, mutsuz bir topluma dönüştük” diyerek toplumsal çöküntüyü vurguladı.
İmamoğlu, okullarda yaşanan saldırıları, belediyelere yönelik operasyonları ve yargı-siyaset işbirliğini eleştirerek, “Aylardır bir aradayız. Aile Dayanışma Ağı olarak hemen her hafta buluşmalarımızı gerçekleştiriyoruz. İçinde bulunduğumuz adaletsizliğin ve eşitsizliğin yalnızca bizleri değil, tüm toplumu derinden etkileyeceğini sürekli dile getirdik, getiriyoruz. Bugün ne yazık ki söylediklerimizde ne kadar haklı olduğumuzu çok acı örneklerle karşımıza çıkıyor. Toplumda giderek derinleşen eşitsizlikten, ayrımcılıktan, umutsuzluktan ve geleceğe duyulan güvensizlikten en çok etkilenenlerin başında çocuklarımız var” şeklinde konuştu. Bu konuşma, toplumun güncel sorunlarına dikkat çekerek, çözüm odaklı bir tartışma başlatma potansiyeli taşıyordu.
Buluşmada dile getirilen eleştiriler, hukuk devletinden sapışan, insan haklarına saygı görmeyen bir sistemin varlığını ortaya koyuyordu. Özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi, seçmen iradesine yönelik saldırılar ve adaletin sağlanamaması gibi konular, toplumda derin bir güvensizliğe neden oluyordu. Aile Dayanışma Ağı, bu sorunlara karşı farkındalık yaratmak ve çözüm için harekete geçmek amacıyla önemli bir rol üstleniyordu. Toplumun sessizliğe bürünmesinin önüne geçilerek, bir araya gelerek ortak bir ses oluşturulması gerektiği vurgulanıyordu. Bu, sadece bir buluşma değil, aynı zamanda toplumun geleceği için bir başlangıç noktası olmalıydı.