Giresun’un Tirebolu ilçesi, Alagöz Madencilik’in planladığı maden operasyonlarına karşı köylülerin kararlı duruşuyla sahneye çıktı. Sekü Köyü’ndeki bu direnişin merkezinde, sondaj makinelerinin bölgeye sokulması üzerine düzenlenen mitingler yer aldı. Bu durum, yerel yönetimler arasında ilginç bir gerilime yol açtı ve köylülerin hak talepleri için hukuki bir mücadele başlattı.
Mesut Yılmaz isimli bir köylü aktivist, maden faaliyetlerinden kaynaklanan çevresel zararları ortaya koyarken, doğaya zarar veren firmanın faaliyetlerini kamuoyuna duyurmak amacıyla afişler astı. Ancak, bu eylem, Doğankent Belediyesi Zabıta Birimi tarafından 115 bin 21 TL’lik bir para cezasıyla sonuçlandı. Yılmaz’ın bu ceza kararına itirazı, sadece bir para cezası olmadığını, aynı zamanda belediyenin soruna karşı ilgisizliğini ve acizliğini de gözler önüne serdi.
Yılmaz, bu durum üzerine, firmanın dereye atılan atıktan kaynaklanan zararları tespit ederek ilgili firmaya ceza yazdırdığını dile getirdi. Bu eylemde, yerel yönetimlerin gerekli önlemleri almaması üzerine, kendisine yönelik yapılan bu ceza, Yılmaz için bir ironi olarak değerlendirildi. “Bana 35 afiş için 115 bin 21 lira ceza kağıdı gönderdiler. Bu bize reva mıdır?” sözleriyle tepkisini dile getiren Yılmaz, yıllardır dile getirdiği şikayetlerin görmezden gelinmesi ve sağlığa olumsuz etkileri olan bir durumun göz yumulması üzerine, bu kararın acizliği ve yetersizliği hakkında yorumlarda bulundu.
Yılmaz’ın sosyal medya platformlarındaki bu durumu duyurması, geniş bir doğasever kitleyi harekete geçirdi. 115 bin liralık para cezasını ödemeye yönelik toplumsal bir kampanya başlatıldı. Bu kampanya, sadece Yılmaz’a değil, aynı zamanda Tirebolu’ndaki benzer mücadeleler veren tüm aktivistlere bir destek mesajı niteliği taşıyor. Bu durum, yerel yönetimlerin çevresel sorumluluklarını yerine getirme konusundaki eksikliklerini ve halkın sesinin duyurulması için sivil toplumun önemi üzerinde de önemli bir tartışma ortamı yaratıyor.