Türkiye siyasetinin nabzını tutanlar, son haftalarda AK Parti'nin karşı karşıya olduğu ‘fon krizi’nin derinleştiğini gözlemledi. Skandalın merkezinde yer alan isimlerin partiden ayrılması, iktidar partisinin içindeki biriken hayal kırıklığını fiili hale getirirken, parti liderleri de tepkilerini dile getirmeye başladı. İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan’ın açıklamaları, sadece bir uyarı değil, aynı zamanda yönetimdeki temel eksikliklerin acı bir şekilde ortaya konması olarak değerlendiriliyor.
Turan, skandalın ilk aşamalarında yaptığı açıklamada, partinin geleceği için ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. ‘Düşün yakamızdan’ sözleriyle, partideki hatalı kararların ve bu hataların üstünün örtülmeye çalışılmasının, partinin geleceğini derinden etkileyeceğini savundu. Uzun yıllar AK Parti’de görev yapmış bir isim olarak, Turan’ın partideki skandallara karşı gösterdiği sert tavır, hem partilileri hem de kamuoyunu şaşırtmış durumda. ‘Hazmedemiyoruz’ ifadesiyle, yaşanan olayın ülke için ne kadar kabul edilemez bir durum olduğunu vurgulamış, deprem, sel ve darbe gibi büyük zorlukları aşmış bir milletin, denizdeki boğulma hissini yaşadığını belirtmiş.
Cumhurbaşkanı’na yüklenen anlayışın, ülkeyi ve partiyi nasıl bir çölleştirdiğini açıklayan Turan, partinin temel değerlerini koruyarak ilerlemesinin önemine dikkat çekti. “Yemeyeceğin kadar parayı kazanmak için bu kadar hırsın izahı yok. Hadi kendine, liderine acımadın, ‘İnsan kendi siyasi kariyerine, ailesine, evlatlarına da bunu yapmaz’ diye düşünüyorum.’ ‘Parayı çok seviyorsan, devlette görevi bırak’ sözleriyle, etik sınırların aşılmasının ne kadar kabul edilemez bir durum olduğunu vurguladı. Kaymakamın arsa almaması gibi örneklerle, devlet görevinde bulunurken dikkat edilmesi gereken etik değerleri hatırlatarak, partideki hatalı davranışların, AK Parti’nin kimliğini zedelediğini ifade etti. ‘AK Parti’yi AK Parti yapan yol yapması değildir. ‘AK Parti’yi AK Parti yapan 86 yıldan beri açılmayan Ayasofya’yı açma iradesidir. Garibana sahip çıkma iradesidir. Her türlü mazlumun yanında olma iddiasıdır,’ diyerek partinin temel hedeflerine odaklanmanın önemini vurguladı.
Turan, yaşanan skandalın sadece bir finansal sorun olmadığını, aynı zamanda değerlerin sarsıldığı bir durum olduğunu da belirtti. “Bizi aldatan bizden değildir” prensibini benimsediklerini dile getirerek, skandalın sorumlularının hesap vermesi gerektiğini, partinin bu tür hatalardan ders çıkarması gerektiğini vurguladı. ‘Hırsızın hiç mi suçu yok’, ‘Bekçinin hiç mi görevi yok’ gibi ifadelerle, sadece tek bir kişinin suçlu bulunmasının, sorunun kökenine inilmediğini ve sistemdeki zayıflıkların giderilmediğini gösterdi. ‘Yanlış yaparsak altında kalırız’ sözleriyle, yaşanan hatanın partinin geleceği için ciddi bir risk oluşturduğunu, bu hatayı düzeltmek için acil ve kararlı adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Cumhurbaşkanına olan güvenini dile getirirken, aynı zamanda partinin bu zorlu süreçten başarıyla çıkabilmesi için gerekli önlemlerin alınması gerektiğini hatırlattı.