Ekonomik zorluklar, toplumun en kırılgan kesimlerini derinden etkilemeye devam ediyor. Özellikle emekli ve memur kesimi, artan enflasyonla birlikte aylık gelirlerinin değerini kaybetme sürecine mahkum ediliyor. Temelde, yaşam standartlarını sürdürmekte zorlandıkları bir tablo ortaya çıkıyor.

Tüm Emekliler Sendikası Genel Başkanı Salman Hürkardeş, mevcut durumla ilgili olarak son derece sert eleştirilerde bulundu. ‘Kırıntılarla idare edin’ yaklaşımını kabul edilemez buldu ve emekli aylıklarının ciddi oranda azaldığını vurguladı. Hürkardeş, 2002 yılı öncesi koşullara geri dönülmesi gerektiğini, o dönemde asgari ücretin 184 lira iken en düşük emekli aylığının 257 lira olduğunu hatırlatarak, bugünkü 28 bin 75 liralık asgari ücretin yüzde 40 fazlasının 39 bin 305 lira eder olduğunu ve en düşük emekli aylığının 20 bin lira olarak ödenmesiyle aylıkların yarısının yok edildiğini savundu. Bu durum, emeklilerin geleceğe dair umutlarını zedelediğini ve yaşamlarını sürdürmekte ciddi zorluklar yaşamalarına neden olduğunu dile getirdi.

Benzer şekilde, Devlet Memurları Sendikası Genel Başkanı Tuncay Cengiz de iktidarın ekonomik politikalarının memurları ve emeklileri olumsuz etkilediğini vurguladı. ‘Gelir sabit, gider süratli’ anlayışının, maaşların değerini düşürdüğünü ve yaşam maliyetlerinin artışıyla birlikte alım gücünün giderek azaldığını ifade etti. Cengiz, açlık ve yoksulluk sınırlarının maaşlardan çok daha hızlı yükseldiğini ve bu durumun toplumun büyük bir kesimini geçim sıkıntısına sürüklediğini belirtti. Mayıs 2026 ayı için açıklanan açlık ve yoksulluk sınırları ile memur ve emekli maaşları arasındaki uçurum, bu durumu daha da net bir şekilde ortaya koyuyor.

Sendikalar, iktidarın ekonomik politikalarının sadece emeklileri ve memurları değil, tüm toplumu olumsuz etkilediğini vurguluyor. Açlık ve yoksulluk sınırı ile maaşlar arasındaki farkın giderek büyüdüğü, insanların temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı bir dönem yaşandığını belirtiyorlar. Bu durumun, toplumda adaletsizlik ve eşitsizlik duygularını artırırken, geleceğe dair umutları da yerinden ediyor. İktidarın, bu sorunlara çözüm bulmak yerine, mevcut durumu daha da derinleştirdiğini ve toplumun en dezavantajlı kesimlerini daha da yoksullaştırdığını eleştiriyorlar.