Küresel enerji politikaları ve teknolojik rekabetin merkezinde yer alan nadir toprak elementleri, ABD’nin dikkatini yeniden Türkiye’ye çeviriyor. Donald Trump döneminde, Çin’e karşı stratejik bir hamle olarak, Türkiye’de bulunan ve dünya çapında önemli bir rezervi barındıran Eskişehir’deki cevher yatakları, Washington’ın gündemine bomba gibi giriyor. Bu durum, Ankara ile ABD arasında kritik bir diyalog sürecinin başlatılmasına zemin hazırlıyor.

Eskişehir’in Beylikova ve Sivrihisar ilçeleri arasındaki sahasında, yaklaşık 694 milyon ton nadir toprak elementi bulunduğu, bu miktar içerisinde 500 milyon tonunun işlenebilir olduğu belirtiliyor. Bölge, Çin’in Bayan Obo sahasından sonra küresel olarak ikinci en büyük rezervlere sahip. Çin’in stratejik minerallerde uyguladığı ihracat kısıtlamaları, ABD’yi alternatif kaynak arayışına itmiş durumda ve bu arayışın odak noktası Türkiye oluyor. Bu durum, Türkiye’nin jeopolitik stratejisinde önemli bir değişim yaratma potansiyeli taşıyor.

Bu stratejik rezervlerin içerisinde florit, barit, seryum, lantan, neodimyum ve praseodimyum gibi kritik elementlerin yanı sıra, yaklaşık 380 bin ton toryum da bulunuyor. Beylikova’daki sahadaki florit, barit ve NTO rezervleri, bölgenin ekonomik ve teknolojik açıdan önemini daha da artırıyor. Ancak, bu elementlerin işlenmesi için gerekli teknolojinin henüz yaygınlaşmamış olması, Türkiye’nin bu kaynakları tam potansiyellerini gerçekleştirebilmesi için önemli bir engel teşkil ediyor.

Türkiye’nin bu kaynakları etkin bir şekilde değerlendirebilmesi için, hem teknolojik altyapıyı geliştirmesi hem de bu alanda daha fazla araştırma ve geliştirme çalışmasına yönelmesi gerekiyor. Aksi takdirde, bu zenginlikler düşük katma değerli bir ihracatla sınırlı kalabilir. Bu nedenle, Türkiye’nin bu stratejik kaynakları, işlenebilir hale getirilerek global pazarda rekabet avantajı elde etmesi bekleniyor.”}