Küresel enerji piyasasında bir dönüm noktası yaklaşıyor. Hürmüz Boğazı'ndaki karmaşık siyasi durum, küresel petrol akışının yaklaşık %20’sinin geçtiği bu stratejik geçiş noktasında ciddi aksamalara yol açıyor. Uzmanlar, bu durumun dünya genelinde devasa bir arz krizi tetiklenebileceği konusunda uyarıyor, çünkü su yolu üzerindeki trafik durması, enerji piyasasında derin bir şok dalgası yaratma potansiyeli taşıyor.

Savaşın başlamasının üzerinden 100 gün geçtikten sonra, Washington ve Tahran arasındaki diyalog henüz kurulmamış durumda ve bu durum, petrol taşımacılığını ciddi şekilde engelliyor. Orta Doğu’dan gelen petrolün, özellikle Asya pazarına olan yüksek bağımlılığı düşünüldüğünde, hükümetlerin tüketim düşürme çabaları, uluslararası kuruluşların da stokların sınırlı bir seviyede olduğunu vurgulamasıyla birleşince, küresel enerji piyasasında bir alarm sinyali veriliyor. Bu durum, mevcut stratejik petrol stoklarının hızla azaldığı gerçeğiyle birleştiğinde, geleceğin belirsizliğini artırıyor.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Mart ayında sanayileşmiş ülkelerin acil durum stoklarından 400 milyon varillik bir rezerv salımını koordine etmesini sağladı. Ancak, bu çabaya rağmen küresel petrol stokları hızla azalmaya devam ediyor. IEA Başkanı Fatih Birol, petrol stoklarının ‘sonsuz olmadığını’ ve üretim kapasitesinin savaş öncesi seviyelere dönmesinin uzun bir zaman alacağını vurgulayarak, bu durumun piyasadaki dalgalanmaların devam edeceğini işaret ediyor. Bu durum, enerji piyasasında güvenliği sağlamak için farklı stratejilerin geliştirilmesini gerektiriyor.

ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) verilerine göre, Çin’in ticari ve devlet rezervleri dahil toplam 1,4 milyar varil, ABD’nin stratejik petrol rezervi (SPR) 413 milyon varil ve ticari ham petrol stokları 411 milyon varil seviyesinde, Japonya’nın devlet kontrolündeki rezervleri 263 milyon varil, Hindistan’ın stratejik rezervleri ise 21 milyon varil düzeyinde. Avrupa Birliği ülkeleri ise yasa gereği en az 90 günlük net ithalatı karşılayacak stok bulundurma zorunluluğuyla hareket ediyor. Bu durum, küresel enerji piyasasında yeni bir dengenin kurulmasına katkıda bulunuyor. Columbia Üniversitesi Küresel Enerji Politikası Merkezi uzmanı Antoine Halff, arz kesintilerinin sürmesi durumunda, Orta Doğu’ya bağımlı Asya ülkeleri ve havacılık sektörünün en büyük darbeyi alacağını vurgularken, RBC Capital Markets Stratejisti Helima Croft, Hürmüz Boğazı’nın kısa sürede açılacağı beklentilerinin gerçekçi olmadığını belirtiyor. Bu gelişmeler, küresel enerji piyasasında önemli riskler oluşturmaya devam ediyor.