Türkiye’nin ormanları, son yıllarda yaşadığı dramatik yangınlar nedeniyle ciddi bir endişe kaynağı oluşturuyor. Bilim insanları, iklim değişikliğinin bu durumu daha da kötüleştirebileceğine dair uyarılarını artırırken, özellikle temmuz ayından itibaren beklenen aşırı sıcaklar ve eşlik eden olumsuz hava koşulları, orman yangınlarına karşı alarm verici bir ortam yaratıyor. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (İklimBU) Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, bu tehlikenin boyutunu çarpıcı bir şekilde vurgularken, dikkatli olunması gerektiğini hatırlatıyor.
Prof. Dr. Kurnaz, iklim değişikliğinin orman ekosistemleri üzerindeki etkilerini, “Orman yangını insan sebebiyle çıkar. Bizim ‘bir şey olmaz ağabeyciliğimiz’ orman yangınlarının en önemli sebebi. Ormanlar olmadığı zaman hayat ve yağmur yok. O nedenle gözümüz gibi korumak zorundayız. Halkın bu yangınlara karşı nasıl davranılması gerektiği, neler yapılması gerektiği konusunda bilinçlenmesi gerekiyor. Yardım gelene, itfaiye yetişene kadar insanların da ellerinden geleni yapabilmeleri ve oradaki yangın söndürmeye çalışanlara destek olmaları gerekiyor. Özellikle büyük orman yangın tehlikesi olduğu bölgelerde vatandaşları çok iyi eğitmemiz gerekiyor. Depremde olduğu gibi yangınlar için de afet gönüllülerini bir araya getirip müdahale edilebilecek seviye olunmalı” dedi. Yüksek sıcaklıklar ve nemin bir araya gelmesi, özellikle yaşlı bireyler için ölümcül sonuçlara yol açabilecek bir tehlike oluşturuyor. Fransa’nın başkentinde 2003 yılında yaşanan 17 bin ölüm vakası, bu konuda farkındalık yaratılmasına ihtiyaç olduğunu gösteriyor.
Türkiye Ormancılar Derneği Bilim Kurulu Başkanı ve Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor Ali Kavgacı da hava sıcaklıklarının artmasıyla ormanların kolay nem kaybettiğini ve yanıcı maddeye dönüştüğünü belirtti. Kavgacı, “Dünyada 400 milyon yıldır yangın yaşanıyor ve bu nedenle ekosistem yanmayı öğrenmiş durumda. Dolayısıyla bir doğal yangın rejimi var. Ama insanın doğaya girmesiyle, dış faktör olarak bu doğal yangın rejimlerini değiştirdi. Şu anda biz değişmiş bir yangın rejimi içindeyiz. Dolayısıyla geçmişe oranla orman yangınlarını daha yoğun konuşuyoruz, daha yoğun görüyoruz. Geçmişte İzmir için yangınları temmuzun sonunda ağustosun başında konuşuyorduk. Ama şimdi hazirandan kasım ayına kadar büyük yangın konuşuyoruz. Önceden 100-200 hektar orman yangınlarına büyük yangınlar derken artık bin hektar üzerindeki yangınları çok olağanmış gibi konuşmaya başladık. Türkiye’de 2025 yılında orman yangınları 5 bini aştı” şeklinde uyarıyor.
Özellikle Ege ve Akdeniz iklimi nedeniyle ormanların yanıcı maddeye dönüşmesi, yangın riskini daha da artırıyor. Sakin yağıp yeri ıslatan yağışların azalması ve bunun yerine bardaktan boşanırcasına gelen şiddetli yağışlar, ormanları kısa sürede kurutarak yangınlara zemin hazırlıyor. Bu durum, hem ormanların hem de çevredeki yaşamın korunması açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Uzmanlar, dikkatli olunması, bilinçli davranışlar sergilenmesi ve yangınlara karşı hazırlıklı olunması gerektiğini vurguluyor.