Dizinin setindeki keyifli anlar, ekranların sevilen yapımı Taşacak Bu Deniz’in başrol oyuncularının Ali Öner ve Zeynep Atılgan’ın sezon finali yemeği sırasında yakalanan samimi etkileşimleri, sosyal mecralarda büyük yankı uyandırdı. Bu görüntüler, uzun süredir devam eden aşk iddialarını resmi bir zemine taşıyarak, dizinin hayranları arasında büyük bir heyecan yaratmıştı. Olayın merkezinde yer alan Ali Öner ve eski nişanlısı Livanur Aydın arasındaki karmaşık ilişki, beklenmedik bir itirafın ardından yeniden gündeme geldi.
Livanur Aydın’ın, yıllardır süren şüphelerin artık gerçek olduğunu kabul etmesi, olay örgüsüne yeni bir boyut kazandırdı. Aydın’ın açıklamaları, “Sizin bugün emin olduğunuz şüpheler maalesef en başından beri benim gerçekliğimdi. Yaşananlarla ilgili bir şey söylemeye ihtiyaç yok, her şey zaten görünür ve anlaşılır durumda” sözleriyle, geçmişte yaşananların detaylarını ve bu durumun kendi hayatındaki yerini çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Aydın’ın bu ifadeleri, kamuoyunun merakını daha da artırarak, olayın ardındaki gerilimi ve karmaşıklığı gözler önüne serdi.
Ali Öner’in sessizliğinin ardından yaptığı açıklama ise, ilişkiyi resmi olarak doğruladı. Zeynep Atılgan ile arasına açılan bu yeni bağın, Livanur Aydın ile ayrılıklarından sonra başladığını belirten Öner, “Hayatıma girmiş kimsenin hatırını yok sayamam. Yaşanmışın bir hakkı, verilmiş emeğin bir değeri var. Bir şey bitince, geriye kalan her şey değersizleşmez. Hayatımda uzun süre yer etmiş bir beraberlik, Zeynep’le aramızda bir yakınlık başlamadan önce sona ermişti. Bunu kimseyi kırmak için değil, eksik kalan bir şeyi tamamlamak için söylüyorum.” diyerek duygusal bir yaklaşım sergiledi. Öner’in açıklamaları, sadece aşk hikayesini değil, aynı zamanda geçmişte yaşadığı ilişkilerin ve bunların hayatındaki etkilerini de derinlemesine ele alıyor.
Öner, Zeynep Atılgan ile kurduğu ilişkinin, zorlu süreçler ve karşılıklı anlayışla şekillenmiş olduğunu vurgularken, “Zeynep’le aramızdaki duygu da sanıldığı gibi eskiye dayanan, saklanan bir şey değil. Aynı sette, aynı yorgunluğun ve aynı emeğin içinde birbirimizi zamanla tanıdık. Önce güven oldu. Sonra insanın adını hemen koyamadığı ama kalbinde yer açan bir yakınlık.Bizimki gürültüyle değil; zamanla, sessizce ve kendiliğinden oldu. Yaşadığımız şeyi kendi mahremiyetimizin içinde tutmaya çalıştık. Bugün kimsenin daha fazla üzülmesini istemem. Ne geçmişimde yeri olan insanın, ne bugün yanımda olan insanın, ne de sevenlerimizin.” ifadeleriyle, ilişkisinin doğasını ve sevdiklerine olan sorumluluğunu vurguladı. Bu açıklama, hem aşk hikayesini hem de Ali Öner’in kişisel yolculuğunu anlamak için önemli bir pencere sunuyor.