Türkiye’nin önde gelen iş adamlarından Rahmi Koç’un, bir açılış töreninde anlattığı sözde ‘fıkra’ nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturma başlatılması büyük tepki çekmişti. Bu durum, özellikle kadın hakları ve toplumsal hassasiyetler açısından dikkatleri üzerine çekmişti. Koç Holding’in Onursal Yönetim Kurulu Başkanı, yaşananların ardından resmi bir açıklama yaparak özür dileştirmiş ve üzüntüsünü dile getirmiştir.
Özür mesajında Koç, herhangi bir kimseyi hedef almak gibi bir niyeti olmadığını, sözlerinin arkasındaki üzüntüyü samimiyetle paylaşmak istediğini ifade etmiştir. Ancak bu açıklama, sözlerinin toplumda yarattığı yankı ve özellikle kadınların hissettiği rahatsızlığı gidermeye yetmemiştir. Konuya dahil olan Adalet Bakanı Akın Gürlek, söz konusu ifadelerin kadınların onurunu zedeleyen ve toplumsal hassasiyetlerle bağdaşmayan kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, benzer durumların bir daha yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınacağını ifade etmiştir. Bakan Gürlek’in açıklamaları, adaletin tarafsız ve eşit bir şekilde uygulanacağına dair bir mesaj niteliğindeydi.
Olayın detayları, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da kamuoyuna aktarılmıştır. Basın yayın organlarında ve sosyal medya platformlarında yansıyan görüntüler üzerine soruşturma başlatılmış ve söz konusu ifade kullanan iş insanı R.K. hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesi kapsamında “Halkın Bir Kesimini Sosyal Sınıf, Irk, Din, Mezhep, Cinsiyet veya Bölge Farklılığına Dayanarak Alenen Aşağılama” suçundan soruşturma yürütülecektir. Başsavcılık, soruşturmanın tüm yönleriyle ve titizlikle yürütüleceğini ve kamuoyuna saygıyla duyurmaktadır.
Bu skandalın ortaya çıkışında, Rahmi Koç’un bir açılış töreninde anlattığı ‘fıkranın’ da etkili olduğu görülmektedir. Koç, anlattığı sözde mizah dolu anlatımda, “Doktor, Kürt kadının derdini dinlemiş ‘Hanımefendi perdenin arkasında giyinin, soyunun’ deyince kadın, ‘Doktor Bey, ilk sen soyun’ demiş” ifadelerini kullanmıştı. Bu türden bir yaklaşım, kadınların onurunu ve saygınlığını zedeleyen, toplumsal hassasiyetlere duyarsız bir davranış olarak değerlendirilmektedir. Bu olay, toplumun farklı kesimlerinin hassasiyetlerine saygı göstermenin ve ifade özgürlüğünü, başkalarının haklarına ve değerlerine zarar vermeye yönelik kullanmamanın önemini bir kez daha hatırlatmaktadır.”}