Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Finans Merkezi’ndeki 3. Küresel İslami Ekonomi Zirvesi’nde, küresel ekonomik dengeler ve adalet üzerine çarpıcı bir değerlendirme yaptı. ‘Dünya beşten büyüktür’ tespitinin, sadece kural ve değerlerin göz ardı edildiği uluslararası ticari ilişkilere işaret ettiğini vurgulayarak, eşitsizlik ve sömürü temelli sistemlerin yeniden gözden geçirilmesinin gerekliliğine dikkat çekti. Erdoğan, insanlık ailesi olarak, tek bir sisteme bağımlı kalmadan, alternatif ekonomik modeller geliştirme çağrısında bulundu.

Erdoğan, hedeflere ulaşmanın anahtarı olarak İslam ekonomisinin temel prensiplerine sıkı sıkıya bağlı kalmayı, bereket kavramını (helal yollardan elde edilen kazancın, haram bulaştırmayan bir liralık kazançtan daha değerli olması) ve toplumsal fayda ile adaletin ön planda tutulmasını vurguladı. Kapitalist teorilerle çelişen bu yaklaşımın, sürdürülebilir kalkınma, risk paylaşımı ve sosyal refah gibi değerleri de içermesi gerektiğini belirterek, İslam ekonomisinin sadece ekonomik büyüme değil, aynı zamanda toplumsal dayanışma ve çevresel koruma gibi unsurları da desteklediğini ifade etti. Bu bağlamda, infak (zekat, sadaka), yardım, dayanışma ve dezavantajlı grupları koruma gibi ilkelerin küresel ekonomi aktörlerine aktarılması ve mevcut sistemin bu ilkeler doğrultusunda iyileştirilmesi gerektiğini savundu.

Erdoğan, İslam iktisadının, faizsiz bir finans sistemini ve katılım finansını (Müslümanlar ve tüm dünya için daha adil ve güvenli bir finans modeli) önemli bir araç olarak gördüğünü belirtti. Katılım finansının, bankacılık, sermaye piyasaları, sigortacılık ve tasarruf finansmanı gibi alanlarda yenilikçi çözümler sunarak küresel finans sistemine önemli katkılar sağlayabileceğini vurguladı. Türkiye'nin, İstanbul Finans Merkezi’ni bu stratejik modelin merkezine konumlandırarak, katılım finans sektöründe öncü rol üstlenmeye hazır olduğunu ifade etti. Bu stratejik yaklaşım, Türkiye'nin ekonomik kalkınmasını ve finansal istikrarını güçlendirecek, aynı zamanda küresel finans piyasalarında Türkiye'nin etkinliğini artıracaktı.

<

Türkiye ekonomisinde katılım finansı alanındaki gelişmeler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vizyonunu desteklemeye devam ediyor. Aktif büyüklüğü 4,7 trilyon lirayı aşan katılım bankacılığı, sektördeki payını yüzde 9,5’e yükseltmiş durumda. Üç dijital banka ile birlikte toplam 10 katılım bankası, çeşitlendirilmiş ürün ve hizmet portföyleriyle güçlü bir büyüme performansı sergiliyor. Ayrıca, dün yürürlüğe giren kapsamlı yasal düzenlemelerle ülkemizin yatırım cazibesi artırılmış, rekabetçi bir teşvik programı hayata geçirilmiş ve İstanbul Finans Merkezi’ndeki katılım finans kuruluşlarının finansal hizmet ihracatından elde ettikleri gelirler için uygulanan kurumlar vergisi matrahı yüzde 100 olarak belirlenmiş. Bu adımlar, Türkiye’nin küresel finans arenasında daha da güçlenmesini sağlayacak ve yatırımcılar için cazip fırsatlar sunacaktır.”>