Müsavat Dervişoğlu, Mersin’in bereketli topraklarında gerçekleştirilen Karacaoğlan Kayısı Festivali’nde, Türkiye’nin siyasi atmosferine dair önemli bir değerlendirme yaptı. Genel Kurul, hukukun üstünlüğünün korunmasının ve demokratik rekabetin sağlıklı bir şekilde işlemesinin gerekliliğine vurgu yaparak, mevcut yargısal baskıların demokratik ilkelerle bağdaşmadığını açıkça belirtti. Dervişoğlu, siyasi arenada yaşanan gerginliğe, seçmen iradesinin temel prensibi olarak seçim sandığının önemini hatırlatarak, bir tepki sundu.

Dervişoğlu, Türkiye’de hukuk devletinin zayıflamasının, toplumsal güveni sarsan bir sorun olduğunu vurgulayarak, yargının, siyasi partilerin faaliyetlerini etkileyen bir güç haline gelmesinin, demokratik düzenin temel taşlarını tehdit ettiğini savundu. Anayasal düzenin ve hukukun evrensel değerlerini aşındırmaya yönelik çabaların, kabul edilemez olduğunu ve toplumun temel hak ve özgürlüklerini koruma sorumluluğu olan devletin, bu tür girişimlere karşı durması gerektiğini ifade etti. Millet iradesinin, her türlü siyasi hesap ve manipülasyonun üzerinde durması gerektiğinin altını çizdi.

Adalet anlayışının zedelenmesinin, toplumun genel refahını ve güvenini olumsuz etkilediğini belirten Dervişoğlu, adil bir yargının, demokratik bir toplumun vazgeçilmez bir parçası olduğunu vurguladı. ‘Adaletin zarar gördüğü bir ortamda demokrasinin sağlıklı bir şekilde işlemesi mümkün değildir’ diyerek, hukukun sağlamlığı ve imparatorluk ilkesi ile uyumunun önemine dikkat çekti. Siyasi rekabetin, seçim sandığının nihai kararı ile sonuçlanması gerektiği fikrini pekiştirdi.

Dervişoğlu, geçmişte yaşanan siyasi krizleri ve hukuksuzlukları da ele alarak, hukukun evrensel ilkelerden sapmaması gerektiğinin altını çizdi. Ekonomik zorluklar ve vatandaşların yaşam koşullarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunarak, Türkiye’nin bu sorunları aşma kapasitesine sahip olduğunu ve değişimin demokratik süreçlerle sağlanması gerektiğini savundu. Seçimlerin, halkın kendi kaderini tayin etme hakkının en önemli aracı olduğunu ve bu hakkın korunmasının, demokratik bir toplumun temel göstergesi olduğunu vurguladı. Rekabetin, mahkeme salonlarında değil, milletin iradesinin sandıkta ifade edilmesiyle belirlenmesi gerektiğini bir kez daha belirtti.