Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sayıştay'ın 164. Yıl Dönümü Töreni'ne yaptığı konuşmada, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu zorlu gerçekleri ve bu zorlukların üstesinden gelme stratejisini net bir şekilde ortaya koydu. Erdoğan, geçmişte yaşanan mali sıkıntıların ve bu sıkıntıların arkasındaki güçlerin çarpıcı bir şekilde değerlendirmesini yaptı, vurguladığı her nokta, ülkenin geleceği için atılacak adımların önemini bir kez daha ortaya koydu.

Konuşmasının merkez noktasını, uzun yıllardır süren ve ülke ekonomisine büyük zarar veren, keyfi uygulamalar ve yönetim hataları oluşturdu. Özellikle SSK'nın nasıl bir karanlığa sürüklendiği, bankaların nasıl boşaltıldığı ve rantın halkın cebinden nasıl beslendiği gibi konular, geçmişte yaşanan büyük bir travmanın taze hatıralarını canlandırarak, bu süreçteki sorumluların hesap verebilirliğine işaret etti. Bu türden manipülasyonlar, Türkiye ekonomisine milyarlarca dolar zarar vermiş, 15 Temmuz darbe girişimi gibi kritik bir dönemde ise 350 milyar dolarlık bir faturaya dönüşmüştür; bu durum, vatandaşlarımızın cebinden siphne edilmiş binlerce doların somut bir örneğini oluşturmaktadır.

Erdoğan, bu durumun sadece bir ekonomik sorun olmadığını, aynı zamanda milli iradenin ve egemenliğin de saldırılandığı bir durum olduğunu vurgulayarak, Türkiye'nin tüm vesayet odaklarına karşı kararlı bir mücadele içinde olduğunu ilan etti. Bu mücadele, sadece ekonomik yüklerden kurtulmanın yanı sıra, ülkenin gelecekteki ekonomik şahlanışının da temelini oluşturacaktır. 'Milli iradenin savunulmasını namus borcu olarak görüyorsak, kamu malının israf edilmesine, yasa dışı ve usulsüz yollarla istismar edilmesine, ikbal hesaplarına merdiven yapılmasına da göz yummuyoruz' sözleriyle, bu noktaya özellikle vurgu yaptı.

Konuşmasının sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamuda görevli tüm personelin kaynaklara karşı göstereceği hassasiyetin, kırmızı çizgi olduğunu bir kez daha belirterek, ‘Her kim olursa olsun milletin emanetini ganimet olarak görenlerle hukuk ve yasalar çerçevesinde mücadele etmek bizlerin boynunun borcudur’ diyerek, Türkiye'nin geleceğine dair umut ve kararlılık mesajı verdi. Bu stratejik yaklaşım, Türkiye'nin ekonomik ve siyasi geleceğini daha da güçlendirecektir.