Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) boşanma sonrası yoksulluk nafakası konusundaki son kararı, kadın örgütleri ve hukuk camiasında geniş yankı uyandırdı. Resmi Gazete’de yayımlanan ve dokuz ay sonra yürürlüğe girecek düzenlemenin iptal edilmesi, kadınların ekonomik bağımsızlığı ve sosyal güvenlik hakları konusunda yeniden tartışma zemine gelmesine neden oldu. Kararın, kadınların yaşamlarını ve ekonomik geleceklerini doğrudan etkileyen bir konu olması nedeniyle, farklı sivil toplum kuruluşları ve hukukçu kesimler tarafından çeşitli değerlendirmeler yapıldı.
Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, AYM kararının, nafaka hakkını sadece maddi bir ödeme olarak değil, aynı zamanda kadınların yaşam koşullarını ve şiddet mağduru olarak yaşadıkları zorlukları da gözeten bir anlayışla değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Gürkan, iktidarın uzun yıllardır sürdürdüğü “mağduriyet” söylemine karşı, boşanma sonrası kadınların karşılaştığı gerçek mağduriyetleri – şiddet, yoksulluk, güvencesizlik – hatırlatarak, nafaka hakkının ekonomik bir araçtan öte, kadınların eşit haklara sahip olması ve yaşam mücadelesinde destek alması için bir gereklilik olduğunu savundu. “Ortalama nafaka miktarının düşük olması ve birçok kadının bu hakka ulaşamaması,” şeklinde devam eden Gürkan, kadınların eşit yurttaşlığını sağlayan hakların kısıtlanması durumunda, kadınların yaşam koşullarının daha da kötüleşeceğini belirtti.
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, kararın ardından yayımladığı açıklamada, yoksulluk nafakası kavramını “kadınların ekonomik güvencesi” olarak tanımladı. Dernek, yoksulluk nafakası miktarının bir lütuf olmadığını, boşanma sonrası yoksulluğa düşen eşin hakkı olduğunu ve kadınların yıllarca ücretsiz olarak yaptığı bakım emeğinin bir karşılığının sağlanması gerektiğini vurguladı. Kadınların, çocuk bakımı ve ev işleri gibi alanlarda yaptığı emeğin, toplumun genel refahına katkıda bulunduğunu ve bu emeğin ekonomik olarak değer görmemesinin, kadınların ekonomik güvencesini ciddi şekilde zayıflatacağını ifade etti. “Nafaka hakkının sınırlandırılmasına değil, kadınların yoksulluğunun ortadan kaldırılmasına çözüm üretilmelidir. Kadınların hakları pazarlık konusu değildir,” şeklinde devam eden dernek, nafaka hakkının korunmasının, kadınların sosyal hayata katılımlarını ve yaşam kalitelerini artıracağını belirtti.
Şanlıurfa Barosu Kadın Hakları Merkezi ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu gibi sivil toplum kuruluşları da AYM kararının kadınların ev ve bakım emeğini, ekonomik kırılganlığını ve şiddet mağduru oldukları gerçeğini gözetmesi gerektiğini vurguladı. Platform, nafakanın, kadınların şiddet ilişkilerinden kurtulabilmeleri ve bağımsız bir yaşam kurabilmeleri açısından taşıdığı önemi belirterek, tartışmanın sadece ekonomik boyutundan öte, kadınların yaşam kalitelerini ve güvenliklerini etkileyen birçok faktörü de içermesi gerektiğini vurguladı. Bu kararın, kadınların ekonomik bağımsızlığı ve şiddetten uzaklaşabilme olanakları ile doğrudan bağlantılı olduğunu ve bu nedenle dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca, nafakanın süreyle sınırlanmasına yönelik tartışmaların yıllardır devam ettiğini ve kadın örgütlerinin “Nafaka hakkımıza dokunmayın” çağrısıyla düzenli olarak kampanya ve eylemler düzenlediğini hatırlatarak, bu çağrının önemini bir kez daha vurguladı.