Ankara’nın kalbinde, profesyonel bir yaşamın sonuyla sonuçlanan bir olay, adalet arayışlarını yeniden alevlendirmişti. Psikolog Nurselen Gülaçtı’nın iş yerinde gerçekleşen ve hayatını yitirdiği olay, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Fuat Yıldırım’ın suçlu bulunmasına neden olmuştu. Olayın karmaşıklığı, tanık ifadeleri ve savcılığın mütalaası, adaletin peşinden koşan herkes için önemli ipuçları sunuyordu.

Duruşma sırasında mahkeme heyeti, sanığın suçlamaları kabul etmesiyle birlikte, olayın perde arkasını anlamaya çalıştı. Tanık Y.Ö’nün ifadesi, sanığın maktulü ofise davet etmesiyle başlayan ve ardından şiddetli bir çatışmaya dönüşen olay örgünü aktarmıştı. Y.Ö, sanığın alkol alıp bırakma alışkanlığı ve özel bir görüşme niyetinde olduğunu belirtmesiyle birlikte, gerilimin tırmanışını gözler önüne seriyordu. Ancak, sanığın ardından gelen D.K.’nin kısa süreli varlığı ve ardından yaşanan silah sesleri, herkesi şok etmişti.

Savcı, sanığın maktulü öldürmeyi planladığını ve bu planın gerçekleşmesine kadar uzun süren tehdit ve baskıların olduğunu vurgulayarak, sanığın “kadına karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmetmesini talep etmişti. Maktulün kardeşi Onur Enes Gülaçtı ise sanığın uzun süren taciz ve rahatsızlık davranışlarının, sanığın suçluluğunu daha da pekiştirdiğini savunarak, sanığın cezalandırılmasında haksız tahrik indirimi uygulanmamasını talep etmişti. Müşteki avukatlar ise sanığın suçunun, ‘tasarlayarak kasten öldürme’ olarak nitelendirilmesi gerektiğini ve hiçbir indirim uygulanmaması gerektiğini vurgulayarak, sanığın cezalandırılmasını talep etmişlerdi.

<

Sonunda mahkeme, sanık Fuat Yıldırım’a indirim uygulanmaksızın “kadına karşı tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis ve “ruhsatsız silah taşıma” suçundan 2 yıl hapis cezası verilerek adalet sağlanmıştı. Bu karar, benzer vakalarda kadınların güvenliğine dikkat çekmek ve suçluların hesap vermesini sağlamak adına önemli bir mesaj niteliği taşıyordu. Olay, aynı zamanda adalet sisteminin, şiddet ve suç karşısında ne kadar kararlı ve etkili olduğunun da bir göstergesiydi.