Türkiye Büyük Millet Meclisi, son dönemde dikkatleri üzerine çeken bir olayın Meclis gündemine taşınmasına neden oldu. Ankara’da 12 yaşındaki bir kız çocuğuna yönelik cinsel istismar iddialarıyla yargılanan, daha sonra firar ederek serbest kalan sanığın durumu, YENİ Parti’nin Osmaniye Milletvekili Asu Kaya tarafından TBMM’ye getirilen bir soru önergesiyle yeniden tartışılıyor. Bu durum, adalet sisteminin tutarlılığını ve mağduriyetin önlenmesindeki hassasiyetini bir kez daha gündeme getiriyor.

Olay, 2025 yılının Ağustos ayında Ankara’da meydana geldi. 12 yaşındaki bir kız çocuğuna yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla başlayan süreç, sanığın elektronik kelepçeli adli kontrol tedbirini ihlal ederek firar etmesiyle karmaşık bir hale geldi. Bir yılı aşkın süre firari kaldıktan sonra, Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ara kararını takiben sanık serbest bırakıldı. Bu serbest bırakma kararı, özellikle çocukların korunması ve cinsel istismar vakalarında devletin sorumluluğunun netleştirilmesi açısından büyük tartışmalara yol açtı.

YENİ Parti vekilinin soru önergesinde, sanığın firar etme, elektronik kelepçeyi kırarak kaçma ve daha sonra serbest bırakılması gibi detaylar vurgulanarak, bu sürecin nedenini ve adil bir yargılama sürecinin nasıl sağlanabileceğini sorgulanıyor. Önergede, CMK’nin ilgili maddelerine atıfta bulunularak, tutuklama nedenleri ve serbest bırakma koşulları değerlendiriliyor. Ayrıca, mağdur çocuğun ve ailesinin güvenliğinin sağlanması, yeniden mağduriyetin önlenmesi ve kaçma riski taşıyan kişilerin etkili bir şekilde tutuklanması konusundaki eksiklikler de dile getiriliyor.

Kaya’nın önergesinde, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Lanzarote Sözleşmesi gibi uluslararası belgelerle uyumlu bir şekilde hareket edilmesi gerektiği, mağdur çocuğun ve ailesinin risk değerlendirmesi yapılıp yapılmadığı, koruma tedbirlerinin uygulanıp uygulanmadığı ve elektronik kelepçe sistemindeki ihlal bildirimi ile sanığın yakalanması arasındaki zaman dilimi gibi kritik sorulara yanıt talep ediliyor. Bu sorular, sadece sanığın durumuyla ilgili değil, aynı zamanda Türkiye’deki adalet sisteminin etkinliğine ve çocukların korunmasına yönelik politikaların ne kadar başarılı olduğunu da gösteriyor. Bu skandal, TBMM’de yaşanan tartışmaların, Türkiye’nin çocuk hakları konusundaki hassasiyetini ve gelecekte benzer vakaların önüne geçmek için alınması gereken önlemleri de gözden geçirmesini sağlayacak gibi görünüyor.