Yozgat'ın kalbi, kırsal bölgelerinden birinde, doğanın sunduğu bir armağanla atıyor. Boğazcumafakılı köyü sakinleri, dağların arasında kendiliğinden yetişen alıç meyvelerini, sadece bir besin kaynağı olarak değil, aynı zamanda sağlık ve yaşamın temel direkleri olarak görüyor. Sarı ve kırmızı tonlarının köyün manzarasını renklendirdiği bu meyve, köylülerin sofralarına bereket getiriyor ve onlara doğanın iyileştirici gücünü hatırlatıyor.
Alıç, Yozgat'ın zorlu arazilerinde, yılın belli dönemlerinde ortaya çıkan bir şifa kaynağı. Antioksidan zenginliğiyle bilinen bu meyve, vücuttaki serbest radikallere karşı savaşarak hücrelerin yaşlanmasını yavaşlatıyor. Aynı zamanda tansiyonu dengeleyen, sindirim sistemini düzenleyen ve sinir sistemini rahatlatan olağanüstü bir potansiyele sahip. Köylüler, bu meyvenin faydalarını son zamanlarda keşfettikleri için, topladıkları her dalı dikkatle değerlendiriyor ve kendi sağlıklarına bir yatırım olarak görüyor.
Boğazcumafakılı köyü sakinlerinin alıç toplama ritüeli, sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda bir topluluk etkinliği. Günler boyunca, kayalık arazilere dağılmış alıç dallarını özenle toplayan köylüler, bu süreçte hem fiziksel hem de manevi bir bağ kuruyor. Toplanan meyveler, taze olarak tüketildikten sonra marmelat, reçel ve sirke gibi farklı ürünlerde değerlendiriliyor. Köyün ileri gelenlerinden Yusuf Doğançay, alıcın sağlığa olan etkilerini anlatırken, “Köyümüzde eylül-ekim aylarında alıç mevsimi yaşanıyor. Bu dönemde, köyümüzün tepelerinde bolca alıç yetişiyor. Toplayıp evimizde tüketiyoruz. Ticaret yapmıyoruz, sadece kendimiz için kullanıyoruz. Alıcın faydalarını öğrendikten sonra daha da önem kazandı,” diyerek, bu meyvenin köylülerin yaşamında ne kadar değerli olduğunu vurguluyor.