İstanbul'un gözde semtlerinden Sarıyer'de, 17 Mart 2025 tarihinde yaşanan olay, Osmanlı İmparatorluğu'nun mirasını temsil eden değerli eserlerin çalınmasıyla büyük yankı uyandırdı. Avukat Mesude Evliyazade, aile geçmişine dayanan bu mirasın korunması amacıyla, güvendiği bir ajans aracılığıyla evine yatılı bir yardımcı, Türkan Ç.’yi getirdi. Ancak bu adım, beklenmedik bir şekilde büyük bir felakete dönüşecekti.

Evliyazade’nin evinde başlayan kayıplar, ilk başta rutin hırsızlıklar olarak değerlendirilmişti. Kıyafetler, çantalar ve ayakkabılar gibi günlük eşyaların eksikliği, zamanla daha ciddi bir tabloyu ortaya çıkaracaktı. Evdeki detaylı kontrol sonucunda, ailesinden kalma, Osmanlı dönemine ait tarihi mücevherlerin de yerinde olmadığını gören Evliyazade, şok içinde polise başvurdu. Bu durum, değerli bir kültürel mirası tehdit altında olduğunu gösteriyordu. Çalınan aralarından Ulviye Sultan’dan kalma, yaklaşık 6 milyon lira değerinde pırlanta işlemeli altın bilezik, özellikle dikkat çekiyordu. Ayrıca yüzük, küpe, çanta ve çeşitli giyim eşyalarının da çalındığı belirlenmiş ve toplam değerinin 11 milyon 650 bin lirayı bulduğu tespit edilmişti.

Polis, Evliyazade’nin şikayeti üzerine harekete geçerek Türkan Ç.’nin hareketlerini yakından takip etmeye başladı. Güvenlik kamera kayıtları incelenirken, şüphelinin evden değerli eşyaları çıkardığına dair kanıtlar elde edildi. Soruşturmanın derinleştirilmesiyle, hırsızlığın sadece Türkan Ç. tarafından gerçekleştirilmediği, kızının S.N.Ş. tarafından da bu suçun bir parçası olduğu ortaya çıktı. S.N.Ş., çalınan eşyaları satmaya başlamış ve polis, düzenlediği operasyonla ikiliyi suçüstü yakalamayı başarmıştı. Bu operasyon sonucunda 79 parça çanta, giyim ve ev eşyası ele geçirilirken, polis, eşyaların bir kısmının İzmir’de olduğunu tespit ederek oraya da operasyon düzenledi ve 20 parça daha bulundu.

Olayın ardından Türkan Ç., emniyetteki işlemlerinin ardından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kızının S.N.Ş., adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davada, Türkan Ç. “bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık” suçundan 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu karar, değerinin çok üzerinde olan kültürel mirası koruma çabalarına bir ders niteliğindeydi.