23 yıllık bir gölge, Irak’tan sonu geldi. Amerika Birleşik Devletleri, bölgedeki en uzun süreli askeri operasyonunun ardından, bugün Irak’taki varlığını resmen sonlandırdı. Bu, 2003’te başlayan ve 2011’de askeri çekilme ile sona eren sürecin ikinci kez tekrarlanmasıdır. Bu kararın, bölgedeki güç dengelerini ve Türkiye’nin komşu politikalarını yeniden şekillendireceği öngörülüyor.
Başlangıçtaki motivasyon, 2003’te Saddam Hüseyin’in devrilmesiyle başlamıştı. Ancak, 2014’te IŞİD’in yükselişiyle birlikte ABD, Bağdat’ın taleplerini kabul ederek Irak’a yeniden girdi. Bu kez, bölgesel dinamikler daha karmaşık hale geldi. Trump yönetimi, İran’la yaşanan gerilimleri ve Suriye’deki stratejik hedeflerini göz önünde bulundurarak Irak’taki varlığını azaltma kararı aldı. Bu süreçte, petrol kaynakları ve bölgedeki güvenlik çıkarları ön planda tutuldu.
Ancak, ABD’nin Irak’tan çekilmesi, Irak’ın geleceği için de belirsizlikler yaratıyor. Bölgedeki en büyük iki siyasi aktör olan KDP ve KYB, askeri çekilme konusunda çekimser kalmış, son ana kadar bu kararı ertelemeye çalışmışlardır. ABD, bu iki partiye ‘entegrasyon’ çağrısında bulunarak Bağdat merkezi yönetimine daha yakın durmalarını tavsiye etmektedir. Bu durum, Irak’ın siyasi istikrarı ve güvenlik durumu açısından kritik bir dönüm noktası olabilir.
Türkiye açısından ise Irak’taki gelişmeler büyük önem taşıyor. Özellikle, terörle mücadele operasyonları için Irak’ın kuzeyindeki bazı bölgeler stratejik bir öneme sahiptir. ABD’nin askeri varlığının sona ermesi, Türkiye’nin bu bölgedeki operasyonlarını daha etkin bir şekilde yürütebilmesi açısından önemli bir fırsat sunmaktadır. Ayrıca, Mekke Anlaşması gibi bölgesel işbirliği girişimleri, Türkiye’nin komşu ülkelerle ilişkilerini güçlendirmesi ve ‘birimize yapılan saldırı üçümüze yapılmış demektir’ ilkesiyle hareket etmesi için bir zemin hazırlamaktadır. Bu gelişmeler, bölgede yeni bir denge oluşturabilir ve Türkiye’nin komşu politikalarını yeniden şekillendirebilir.