Elazığ’ın Doğukent Mahallesi’nde, barış umutlarının acı bir şekilde yerini kanlı bir gerçeğe bırakması, kamuoyunu derinden sarsıyor. Murat Çelik ile Derya Çelik arasındaki, boşanma sürecinin karmaşıklığı içinde ortaya çıkan çatışma, bir anlaşmazlığın ötesinde, hayatın sonunu getiren, kabul edilemez bir olaydır. Olayın gece saatlerinde, Prof. Dr. Naci Görür Sokak üzerindeki bir konutta, şiddet ve ötenin hakim olduğu bir ortamda yaşanması, hem şahitlerin hem de yetkililerin ne kadar dikkatli olması gerektiğini gözler önüne seriyor.
Olayın detayları, DHA’nın haberine göre, iki eşin, boşanma sürecini sona erdirme umuduyla buluştukları sırada, beklenmedik bir şekilde şiddete yol açmıştır. Tartışmanın büyümesiyle birlikte, Murat Çelik, elindeki ateşli silahı kullanarak Derya Çelik’e ölümcül bir saldırıda bulunmuştur. Bu ani ve vahşi eylem, yalnızca Derya Çelik’in hayatını sonlandırmamış, aynı zamanda tüm çevredeki insanlarda derin bir üzüntü ve şok yaratmıştır. Olayın yaşandığı an, barışın ve anlayışın mümkün olduğu inancını sarsan bir dönüşüm noktası olarak tarihe geçmiştir.
Sağlık ekiplerinin olay yerine ulaşmasıyla birlikte, Derya Çelik’in hayatını kaybettiği belirlenmiş ve acil müdahale girişimleri sonuçsuz kalmıştır. Çelik’in cesedi, Fırat Üniversitesi Hastanesi morguna nakledilmiş, burada detaylı tıbbi incelemeler başlatılmıştır. Olayla ilgili başlatılan soruşturma, şüpheli Murat Çelik’in tutuklu olduğu, olayın ardındaki nedenlerin ve detaylarının belirlenmesine odaklanmaktadır. Soruşturma ekipleri, olayın nasıl gerçekleştiğini, şüpheliyi ve olayın ardındaki motivasyonları kapsamlı bir şekilde araştırmaktadır.
İstanbul’da ise, Osmanlı İmparatorluğu’nun fethi yıl dönimi kutlamaları renkli bir yürüyüşle taçlandırılmıştır. Beyazıt Meydanı’ndan Ayasofya Meydanı’na uzanan “Fetih Yürüyüşü”, İstanbul’un tarihine ve kültürel mirasına bir saygı duruşu niteliğindeydi. Bu etkinlik, şehrin zengin geçmişini hatırlatırken, aynı zamanda geleceğe umutla bakış sunmuştur. Ancak Elazığ’da yaşanan trajik olay, İstanbul’daki kutlamaların gölgesinde kalmış, barışın kırılganlığını ve şiddetin sonuçlarını bir kez daha gözler önüne sermiştir.”}