Suudi Arabistan, stratejik ortaklıklarının meyvelerini toplamaya hazırlanıyor. Veliaht Prens Muhammed bin Selman liderliğindeki Bakanlar Kurulu, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın hayata geçirilmesindeki somut adımları ve potansiyel etkilerini detaylı bir şekilde inceledi. Bu değerlendirme, bölgedeki güvenlik dinamiklerini yeniden şekillendirme ve ortak savunma kapasitesini güçlendirme hedeflerine odaklandı.
Bakanlar Kurulu, anlaşmanın uygulanmasında kaydedilen ilerlemelerden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, genel sekreterliğin kurulması, uzman komitelerin ve çalışma gruplarının oluşturulması gibi süreçlerin başarıyla tamamlanmasını vurguladı. Ayrıca, Türkiye ve Pakistan ile gerçekleştirilen dışişleri bakanları ve genelkurmay başkanları toplantılarının, üç ülke arasındaki koordinasyon ve entegrasyonu önemli ölçüde artırdığını belirtildi. Bu işbirliği, ortak caydırıcılık ve kolektif savunma stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlayacak şekilde tasarlanmıştır.
Ancak, kurulun dikkatini çeken en önemli konular arasında, BM Güvenlik Konseyi'nin İran destekli Husilerin Suudi Arabistan ve ticari gemilere yönelik saldırılarını kınıması yer alıyordu. Kızıldeniz ve Babulmendeb Boğazı'ndaki deniz ulaşımının güvenliğinin tehlike altında olduğu, Yemen'deki barış çabalarını baltalayan bu provokatif eylemlerin şiddetle lanetlenmesi, anlaşmanın önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu bağlamda, Hürmüz ve Babulmendeb boğazları ile Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nde seyrüsefer serbestiliğinin korunması, uluslararası hukukun ve BM kararlarının temel prensibi olarak kabul edilmiştir.
Kurul, bu stratejik su yollarının, herhangi bir güç tarafından baskı veya tehdit aracı olarak kullanılmasının veya ülkelerin çıkarlarına zarar vermek amacıyla istismar edilmesinin kabul edilemez olduğunu açıkça ifade etmiştir. 28 Şubat öncesine ait tarihi bir göndermeyle, bu boğazların güvenliğinin korunmasının, bölgesel istikrarı sağlamak ve uluslararası deniz ticaretini desteklemek açısından hayati bir öneme sahip olduğu vurgulanmıştır. Bu yaklaşım, Suudi Arabistan'ın bölgedeki güvenlik ve istikrarla ilgili vizyonunu yansıtmaktadır.