Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun son açıklamalarını sert bir dille eleştirerek, bölgesel karmaşanın çözümünde suçlayıcı bir yaklaşımın önündeki en büyük engel olduğunu savundu. İngiliz medya kuruluşu Piers Morgan’ın programına katılan Al Sani, Netanyahu’nın, karmaşık ve çok katmanlı sorunlara çözüm arayışında, sorumluluğunu kendi eylemlerine yükleyerek, sorunun çözülmesini zorlaştırdığını belirtti. Bu durum, bölgedeki diplomatik çabaların geleceği açısından önemli bir uyarı niteliğindeydi.

Gazze’deki son olayların, uluslararası hukukun ve savaş hukuku ilkelerinin ihlali olarak değerlendirildiğini ve bu nedenle Netanyahu’nın bu olayların sorumluluğunun örtüşen olduğunu vurgulayan Al Sani, aynı zamanda İsrail Başbakanı’nın, Katar’a yönelik gerçekleştirdiği saldırıları da kınadı. Bu tür eylemlerin, arabuluculuk çabalarını zedelediğini ve kamuoyunu manipüle etmeye yönelik bir strateji olduğunu savundu. Al Sani, Netanyahu’nun, kendi politikalarının sonuçlarını başkalarına yükleme eğiliminin, bölgedeki güveni sarsan bir örnek teşkil ettiğini ekledi. Bu durum, uluslararası arenada Katar’ın barış ve istikrar için arabuluculuk rolüne dair duruşunu da yeniden teyit etti.

Al Sani, ayrıca ABD yönetimiyle işbirliği içinde İran ve bölge ülkeleri arasında bir anlaşmaya varmak için diplomatik yolların işletilmeye devam edileceğini belirtti. Bölgesel krizlerin, sadece İran’ın nükleer programıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer özgürlüğünün sağlanması ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri arasındaki güvenlik düzenlemelerinin iyileştirilmesi gibi konularda da çözülmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle, ABD ve IAEA arasında bir nükleer anlaşmanın sağlanması, İran’ın barışçıl nükleer enerji hakkının garanti altına alınması ve yaptırımların kaldırılması konusunda atılması gereken adımları özetledi.

Son olarak, Al Sani, bölgesel gerilimi azaltmak ve istikrarı sağlamak için 3 temel unsuru belirterek, bu hedeflere ulaşmanın önemini vurguladı. Bu unsurlar arasında, uluslararası hukuka saygı gösterilerek İran’ın nükleer haklarının korunması, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin güvenliğinin sağlanması ve Körfez bölgesinde güvenlik düzenlemelerinin yeniden yapılandırılması yer alıyordu. Katar’ın, bu çerçevede aktif bir rol üstlenmeye ve bölgesel krizlerin çözümünde arabuluculuk yeteneklerini kullanmaya devam edeceğini ifade etti.