İzmir’in Karabağlar ilçesinde yaşanan ve hayatı ne yazık ki erken kesen Aylin Güler vakası, adeta bir karmaşaya sahne oluyor. Olay, 11 Mart 2026’da, boşanma aşamasındaki eşi Okan Güler ve beraberindekiler tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen bir zincirleme şiddet olayının sonucuydu. İddiaya göre, Güler, ticari bir taksiyle takip edilirken, şüpheliler onu zorla araçtan indirip kendi araçlarına bindirdiler. Bu durumun ardından Güler, darbedildi, silahla tehdit edildi ve daha sonra evine götürüldü. Evde yaşanan şiddet sonucu, Güler 4’üncü kattaki balkondan düşerek ağır yaralar aldı.
Okan Güler, eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs, silahla yağma, zincirleme tehdit, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, yaralama ve ısrarlı takip suçlarından yargılanırken, beraberindekiler Atılım Ekren ve Emine Acar Ekren de ağırlaştırılmış müebbet hapisle suçlanıyor. Duruşmada, taksiye ait kamera kayıtlarında yaklaşık bir dakikalık bir kesintinin tespit edilmesi, soruşturmayı daha da karmaşık hale getirdi. Karabağlar Aile İçi ve Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Büro Amirliği tarafından hazırlanan inceleme tutanağında, bu kesilmenin olayın dinamiklerini değiştirebileceği belirtildi. Ayrıca, taksiye ait SD kartın incelenmesi, 112 ve 183 çağrı kayıtlarının detaylı analizi ve ATK raporunun beklenmesi kararla birlikte, mahkeme, soruşturmanın daha fazla derinleştirilmesi için 19 Ocak tarihinde saat 10.00’a kadar duruşmayı erteledi.
Olayın ardından, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları, Aylin Güler’in uzun süren bir dönem boyunca Okan Güler hakkında 56 kez şikayetçi olduğunu ve bu şikayetlerin tehdit, şantaj ve korkutmayla geri çektirildiğini vurguladı. Osmanoğulları, Güler’in olay günü araca bindikten sonra yaşadığı şiddeti ve ardından gelen olası intihar iddiasını da dile getirdi. Ancak, tanık ifadelerindeki çelişkiler, olayın gerçek seyrini daha da belirsizleştirdi.
Duruşmada, Aylin Güler’in yaklaşık 8 yaşındaki kızı, pedagog eşliğinde tanık olarak dinlendi. Çocuğun ifadesinde, babasının köpeğini döverek öldürdüğü yönündeki iddialar yer aldı. Bu ifade, salonda büyük bir üzüntüye neden olurken, aynı zamanda olayın sanıklar üzerindeki suçlamaların kapsamını da genişletti. Mahkeme heyeti, bu çelişkili ifadeler ve delil eksikliği nedeniyle soruşturmanın daha fazla uzaması gerektiğine karar verdi. Bu durum, Aylin Güler’in trajik öyküsünün perde arkasında yatan karmaşık ilişkileri ve şiddet mekanizmalarını ortaya çıkarmak için önemli bir fırsat sunuyor.