ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, güncel uluslararası manzarayı değerlendirirken, özellikle İran ve Küba'nın durumlarıyla ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Fox News’e yaptığı açıklamada, İran’ın ekonomik ve siyasi dengelerinin hızla bozulduğunu, ülkeyi yöneten elitlerin ‘kıyametçi’ bir vizyona sahip olduğunu ve bu durumun ülkeyi felakete sürüklediğini savundu. Rubio, İran’ın konvansiyonel silah üretimindeki faaliyetlerinin, ülkenin geleceği için ciddi bir tehdit oluşturduğunu ve bu durumun ülkenin çöküşüne doğru hızla ilerlediğini vurguladı.
Rubio’nun açıklamaları, İran’ın, ‘takım elbiseli hükümet yetkilileri’ yerine, ‘kıyametçi vizyona sahip radikal Şii din adamları’ tarafından yönetilen karmaşık bir yapıya sahip olduğunu ve bu durumun ülkenin ekonomik ve siyasi istikrarını zayıflattığını belirtiyor. Bakan, İran’ın ‘iflasa yakın olup olmadığı’ sorusuna ise kesin bir dille ‘evet’ yanıtını vererek, ülkenin mevcut durumunun acil müdahale gerektirdiğini vurguladı. Bu durum, bölgedeki güvenlik dengelerini de ciddi şekilde etkileyebilir.
Benzer şekilde, Küba’nın durumunu da ‘çoktan düştüğünü’ belirterek değerlendiren Rubio, ülkenin ekonomik fonksiyonelliğinin olmadığını ve mevcut yönetiminin uluslararası çıkarlar için bir fırsat sunmadığını ifade etti. Rubio, Küba’da, ‘silahları ve baskıcı rejimi kontrol edenler arasında, karşı karşıya oldukları gerçekliğe gözünü açacak bazı kişilerin olduğunu’ umutunu dile getirerek, Donald Trump’ın başkanlığında Küba halkının sırtından artık para kazanamayacaklarının altını çizdi. Bu da, Küba’daki mevcut rejimin sonu mu, yoksa bir dönüşüm mü sorusunu akıllarda daima canlı tutuyor.
Rubio’nun değerlendirmeleri, Grönland anlaşmasının ABD için ne kadar kritik bir öneme sahip olduğunu da net bir şekilde ortaya koyuyor. Kutup bölgesindeki rekabetin, uzay savunma ve füze savunma sistemleri açısından her zamankinden daha önemli hale geldiğini belirterek, rakip ülkelerin liman ve havalimanı yatırımları üzerinden bölgede askeri amaçlı altyapılar kurabileceği endişesini dile getirdi. Grönland’ın, ABD’nin onayı olmadan hiçbir rakip ülkenin yatırım yapamayacağı süresiz bir anlaşma ile korunacağını vurgulayarak, ulusal güvenliğe yönelik bu hassasiyetin her zaman ön planda tutulması gerektiğini ifade etti. İngiltere’deki olaylarla ilgili de değerlendirmelerde bulunarak, yabancı bir aktörün dahil olduğunu ve bu durumun, İran gibi dünya genelinde ABD çıkarlarına saldırma tehdidinde bulunan unsurlarla karşı karşıya olunduğu gerçeğini bir kez daha gösterdiğini vurguladı.